13 Ocak 2011 Perşembe

İSTANBUL-İĞNEADA 1. GÜN

23 Temmuz 2010 Cuma
İstanbul-Güngörmez Köyü
Atakanla birlikte hafta sonu 3 günlük geziler planlamıştık. Geçen hafta sonu benim içim çıktığından Saroz turunu ertelemiştik. Hafta ortası Atakan Cuma gününe sınav konduğunu söyleyince o zaman ben yalnız gidiyorum dedim. Bisikletin arka jantının akordu bozuk olduğundan ften gevşetilmiş durumda ve buda bisikletin fren performansını olumsuz olarak etkiliyor. Hafta ortası Trek Ortaköye görürecektim ama işlerimden dolayı bir türlü fırsat bulup götüremedim. Perşembe sabahı arka lastiğin tamamen söndüğünü gördüm. Uludağ turundan beri bu bisiklete binmiyordum.

Lastiğe hava bastım akşam inmediğini gördüm. Bisiklete çantaları ve çadırı yükledim. Sabah için hazırdım. Cuma sabahı yola çıkarken biraz daha hava bastım ve saat 5.45 te yola çıktım.

Sahil yolu boştu.

Hızla yol alıyorum. Bir çırpıda Menekşeye geldim. Tarihi bir lastik fabrikası ve şimdi bakımsız. Yine bir şeyler yapılıyor.



E 5 ilerde göründü. Mimar Sinan kavşağına kadar bundan sonra W5 te gideceğim.

Beylikdüzünde trafik biraz hareketlendi.

Devebağırtandan aşağı ineceğim ve bu noktadan hem Marmara denizi hemde Büyükçekmece gölü aynı karede görülebiliyor.

Sağımdaki tarihi Mimar Sinan köprüsünü görünce bu sefer o köpeüden geçmeyi planladığımı anımsadım.


İşte sonunda muradıma ermek üzereyim. Köprü karşımda.

Az sonra köprünün bisiklet sürmek için hiçte uygun olmadığını anladım.

Göl üzerine yapılan barajın kapakları.

Buda artık şehrin içinde kalan Akçansa çimento fabrikası.


Bir ayçiçek yada gündöndü tarlası. Sarısıyla, yeşili ile çok hoş duruyor.
Çatalcada çay bahçesinde ilk molamı verdim saat 8.30 ve bahçenin ilk müşterisi benim. Mimar Sinana kadar oldukça iyi olam tempom ana yoldan ayrılmamla birlikte bir miktar düştü.


Yarım saatlik çay molasından sonra tekrar yola çıktım.
Yolun yarısından fazlası geride kaldı.

Akalan kavşağına geldim. Buraya kadarki yolu Akalandan İstanbula doğru 3 kez geçmiştim. Sola Saray istikametine devam edeceğim. Sıcaktan asfalt erimiş, sürmek çok güç oluyor.

Bir süre sonra iki bisikletli seyyahla karşılaştım. Bayan Alman, Erkek İngiliz. Türkiyeye Bulgaristandan giriş yapmışlar. Birbirlerimizin karşılıklı fotoğraflarını çektikten sonra yanıma gelip yolu soruyorlar. Daha rahat sürmeleri için E5 ten giymelerini öneriyorum. Hatta isterlerse Menekşeden Sirkeciye bisiklet ile gidebileceklerini söyleyince erkek hemen itiraz etti. “Bisikletin gidebildiği her yere bisiklet ile giderim diye.’’ Sende benim kafamdasın dedim. Bisiklet lastiği alacaklarmış yardım istediler. Kendilerine Sirkeci garının karşısındaki bisikletçileri önerdim. Bayan yola kaçta çıktın diye sordu. 5.45 deyince oldukça süratli gelmişsin dedi. Yolları Karadeniz üzerinden Tahrana gitmekmiş. Birbirimize başarılar dileyip ayrıldık.

İleride yabani erikleri görünce önce bol miktarda yedim, sonrada biraz çantama doldurdum.

Sağda bir silis madeni. Cam ve porselen yapımında kullanılıyor.

İleride böğürtlenleri görünce durup bütün siyah böğürtlenleri yedim. Birazda kırmızılardan yedim.

Yüklü bisiklette ayak çok fazla işe yaramadığından yere yatırdım.

Yola devam ediyorum ama bu arada hiç köy yok. Karnım acıktı. İşin kötüsü bu sefer yanımda bisküvit bile yok.

Sonunda bir köy göründü. Ama köy yol kenarında değil. İçeri girip vakit kaybetmemek için yola devam ettim.


Bir çeşmeye geldim. Suyu buz gibi. Köylü yalağa koyduğu kavunları soğutup satmaya çalışıyor. Bende sanki yüküm azmış gibi bir kavun aldım. Köylü ileride yolun 3 km içinde Danamandıra köyü olduğunu eğer devam edersem Aydınlarda yol kenarında etçi olduğunu söyledi. 6 km fazla yol yapmaktansa devam etmeyi yercih ettim.

Karacaköyden çıkan diğer yol demek buraya geliyormuş.

Hala köy görünmedi.

Her tabela gördüğümde artan umutlarım yaklaşınca sönüyor.


Nihayet Aydınlara geldim. Yalnız bu köyde içeride ama ileride yol kenarında etçi görün.

Saat 12 civarında kır lokantasına ulaştım. Buraya kadar her şey istediğim şekilde gidiyordu. Burada 1 saat yemek molası verdim. Kuzu külbastı, yoğurt yiyip Cocacola içtim.

2 kedi ve yavruları vardı. Yavrular çok sevimliydiler. Yemeğin üzerine taze çay ikram ettiler. Yalnız hesap tuzluydu. 23 TL. Bu ülkede et yemek artık insanlara haram oldu. Bundan sonra et isteğimizi dana buryon ile bastıracağız. Bundan sonra karar verdim yiyeceğimi yanımda taşıyacağım ve peynir, ekmek, domates, biber, ton balığı şeklinde bir menü seçeceğim. Bisiklet özgürlük diyoruz yemeye içmeye avuç dolusu para harcıyoruz. Çay bahçesinde çaydan başka bir şey içmeyeceğim. Suyumu, sodamı bakkaldan veya marketten alacağım. Bakkalda 65 kuruş olan meyve aromalı soda çay bahçelerinde 1,75 TL ye kadar satılıyor.

Yemekten çıkarken arka lastiğimin biraz indiğini hissettim ama idare eder diye yola çıktım. Bu yemekle beraber şansımda değişti, her şey ters gitmeye başladı. Önümde kalan 40 km yol bitmek bilmedi. Bitmek bilmeyen çıkışlardan birisi daha eğim az ama mesafe fena değil.

Arka jantın yere vurduğunu hissedip lastiğimi şişirdim. Bu arada gördüğüm güzellikleride görüntülemeyi ihmal etmiyorum.

Binkiliçta benzincide lastiğimi iyice şişirdim.

Az sonra lastik tekrar inince çıkarıp deliği buldum ve yamadım. Çok ince paslanmaz çelik bir tel batmış. Teli çıkarıp yamalı lastiği taktım ve şişirip yola çıktım. Az sonra lastik tekrar inince yedek lastiği takıp şişirdim. Bundan sonra karar aldım kesinlikle yolda lastik yamamayacağım. Ya molada veya tur sonunda o işleri yapacağım. Evinde kalacağım arkadaşım tahmini varış saatini aşınca aradı ve istersem gelip alabileceğini kendimi fazla zormamamı söyledi. Asla dedim. O zaman Saraya gelince haber ver bende alışverişe geleceğim oradan almış olurum dedi. Konuyu uzatmamak için tamam dedim ama pes etmeye hiç niyetim yok. Evlerinin köşesine geldiğimde arayacağım. Bilirim insan beklemenin ne kadar zor olduğunu. Pencerenin pervazına veya bahçenin duvarına yapışır kalırsın. Aslında yola çıkarken kimseye haber vermeyeceksin. Gittiğinde seni karşılarında görüp şaşırsınlar. Eğer evde bulamayıp kapı duvarsa da bu sefer sen şaşırırsın. Bekleyen hele sevdiğinse, birbirinizi burnunda tütüyorsanız, kalbin kavuşabilmenin heyecanı ile gittikçe daha hızlı çarpıyorsa haber vermeyeceksin. O heyecanı, tek başına yaşa. Sevdiceğine de yaşatıp merakta bırakma. Ne kadar güzeldir insanın bekleyeninin olması. Seni görünce ne yapıyor olursa olsun bırakıp kollarına atılması. Birbirlerinizin bedenini sıkı sıkıya sarmanız, saçılarınızın, teninizin kokusunu doyasıya içine çekmeniz. Sıcaklıklarınızı hissedip hasretle öpüşmeniz. Ne güzeldir bilirim.

İstanbul il sınırını geçip Tekirdağ il sınırına girdikten az sonra Safaalanına geldim. Safaalanının adı acaba bu göletten mi geliyor?

Artık yaklaştım ama yemek ve lastik tamiri için çok zaman kaybettim. Tempomu arttırıyorum. Bunda hedefe yaklaşmak kadar yolun nispeten düz olmasınında etkisi var.


Saray geride kaldı. Güngörmeze gelmek üzereyim. Bu yıl leylekleri bu kadar yakından 2. Görüşüm.

Sonunda Güngörmeze geldim.

Ben sokağın köşesine geldiğimde onlarda yola çıkmışlar. Soldaki Orhan Büyükçekmeceden geldi. Diğeri ev sahibi Mithat. Arkadaşlığımızın temeli 45 yıl öncesine dayanıyor.

Bir hedefe daha varmanın mutluluğunu taşıyorum.


Tur mesafesi 132 Km

Ortalama hız

Max hız

Tur zamanı