14 Ocak 2011 Cuma

6. GÜN KALKAN-KAŞ


03 Aralık 2010 Cuma
Bu günkü yolumuz 30 km kadar olduğu için akşam Mert biraz uyuyalım demişti ama her ikimizde 7 civarı kalktık. Balkondan gündüz gözü bir kez daha Kalkana baktım.


Mertse aşağıda gece boyunca diğer köpeklerle havlaşıp beni uyutmayan otelin köpekleri ile oynaşıyordu.

Bir tekne Kalkan limanına geliyordu. Kim bilir beklide balıktan dönüyordu.
Bu otelin Kurt köpeği.
Bu da labrador yavrusu.
Kahvaltıdan sonra toparlandık. Ben yola çıkmak için hazırdım.
Otelden ayrılıp yola çıktık. Kalkan çıkışında kısa bir rampa bizi bekliyordu. Aslında bu turda o kadar çok rampa çıktık ki beklide o yüzden rampa bana kısa geldi. Tepeden birkaç tane daha Kalkan fotoğrafı çektim.

Bu günkü yol çok keyifliydi çünkü denize paralel gideceğiz.
Kalkan çıkışında bir ara yol denizden uzaklaştı ama günlerce kat ettiğimiz inişli çıkışlı yolun aksine genelde düz bir yoldu.
Çıkışlar ise tatlı ve kısaydı.
Yine bir Likya yolu tabelası.
Manzara insanı hayallere taşıyor. Bacaklarım mekanik olarak pedalları hızla çeviriyor. 
Sadece bakıyorum güzelliğe düşüncelerimse başka yerlerde. Rüzgar gibi gidiyorum yolda.

Yolun kenarında denize nasır bir motel. Bahçesindeki köpek bana havlıyor. Yol boyunca böyle birkaç motelle karşılaştık.

Yokuş aşağıya inerken ileride giden bir çift bisikletli gördüm. Önce arkadaki erkeği geçtim sonrasında öndeki kadını. Batının kadını koruma altına alan centilmenliği burada da görülüyor. Kadın önde erkek arkada. Çünkü erkek daha güçlü olduğundan kadının başına bir şey gelirse hemen müdahale edecek. Ayrıca kadına göre daha hızlı olduğundan tempoyu belirleyecek. Bizde kadının önünde giden maçolara ithaf ediyorum bunu. Az ileride yol kenarında durduğumda kadın da yanımda durdu selamlaştık.
Ardından erkek de geldi. Sohbete başladık. ABD den gelmişler. Bu geceyi onlarda Kaşta geçirip Antalya ya gideceklermiş. Sonrasını onlarda bilmiyorlar. Kadın kocasına bendeki vitiligoyu işaret edip senin rahatsızlığından dedi. Bir sürede vitiligo üzerine sohbet ettik.
Biz sohbet ederken Mert te geldi ve bizim birlikte fotoğrafımızı çekti.
Buda durmama neden olan görüntü.


Bisikletli karı koca ile vedalaşıp yola devam ettik. Sonrasında söz edildiğini çok duyduğum ve tur yapan diğer arkadaşların çektiği fotoğraflarını gördüğüm Kaputaş plajına geldik.
Bu plaja inilen merdivenler. 150 basamak olduğunu duymuştum ama ben saymadım.
Buda bu bölgede az rastlanan kumsalı ile Kaputaş plajı.

Buda ben.

Bende bu görüntüyü çekmişim.

Açıklamaya gerek var mı? Ruhları şad olsun.


Karşınızda yol arkadaşım.
Tur yapmaya heveslenip te bisikletlerimizin yüklü görüntüsünü görünce şevki kırılan arkadaşlara sesleniyorum. Korktuğunuz gibi değil, bisiklet çok kolay gidiyor. Sadece çok dik yokuşlarda zorlanıyorsunuz biraz. O zamanda dinlenip devam edersiniz yola.
Kaputaştan ayrıldıktan az sonra Mavi Mağaraya geldik.
Mağara yolun altında. Eskiden Kaştan ve Kalkandan tekne ile bu mağaraya turlar düzenlenirmiş ama daha sonra aktivitelerin çeşitlenmesi sonucu mağara popülaritesini kaybetmiş. Artık pek giden yokmuş.
Yolda ilerlerken bir ara solumda bir karaltı hissettim. Bu bir bisikletliydi. Mert diye düşündüm önce ama yanımdan geçerken bunun başka bir bisikletli olduğunu gördüm. Üzerinde kırmızı beyaz forma takımı vardı ve atletik bir vücuda sahipti. Hi diye selam verdi yanımdan geçerken ve bir anda arayı açtı. Bende arkamdaki yüke aldırmadan yüklendim pedallara. Bir süre sonra yavaş, yavaş arayı kapatmaya başladım. Aslında önde giden bisikletlinin benim yetişme çabamdan haberi yoktu. Bir ara ellerini bırakıp gitti. Benim amacımda onu geçmek değil yetişip sohbet etmekti. Ama başlıyan bir rampa benim hızı kesince ara açıldı ve bisikletli gözden kayboldu. Yol birkaç km sonra düzeldi hatta hafif bir iniş başladı. Burada tekrar hızlandım. İleride bisikletli yeniden göründü. Bir süre sonra başlayan yeni bir çıkış bisikletliyi gözden kaybetmeme neden oldu. Denizdeki adalar Kaşa yaklaştığımızı haber veriyorlar.


Sonunda Kaşa geldik. Yol boyunca Kaşta yaşayan üniversiteden sınıf arkadaşım Süha pek çok kez arayıp nerede olduğumuzu sordu.
Kaş girişindeki Akgerme plajı.
Burada durup Mert in gelmesini beklerken Süha ya geldiğimizi söyledim. Buluşacağımız yeri tarif etti. Kaş girişindeki Hoş geldiniz takını geçmeden sola dönmemiz gerekiyormuş ve Süha bizi orada bekleyecek.
Mert gelince yola devam ettik. Kaş girişinde yol karayolları tarafından kapatılmış. Araçlar ana yolda devam edip ileriden bir yerden Kaşa giriyor. Ama ben yokuş çıkacağımızı görünce uyanıklık yapıp yolu kapatan engellerin arasından geçip yola girdim. Yol marina inşaatı nedeniyle kapalıymış. Yolda ilerleyip meydana yaklaşmıştık ki Süha göründü. Bizi tarif ettiği yerde beklemiş ama biz gecikince buradan girmiş olabileceğimizi tahmin edip gelmiş. İşte arkadaşlık dostluk budur, aynı şeyleri düşünmek ve aynı şeylerden keyif almak.
Beni takip edin deyip devam etti. İleride bir döner kavşakta durup bizi bekledi. Bu anı daha sonra şöyle anlattı arkadaşına. Beklemek için durup arkama baktım ama ne göreyim Orhan hemen arkamda. Bunlar işi iyice aşmışlar, motor gibi gidiyorlar.
Sonrasında sola dönüp yokuş çıktık. Hem de ne yokuş. Sen misin uyanıklık yapıp yokuştan kaçan. Sonrasında daha dikini çıkmak zorunda kalırsın. Eve iyice yaklaştığımızda yokuş çok dikleşti ve ben aynı dün akşam yaptığım gibi inip bisikleti ittim. İnanın bisiklet üzerinde çıkmak itmekten daha kolay. Bisiklet beni aşağı çekmeye çalışıyor ben ise onu yukarı itmeye. Zorda olsa sonunda eve ulaşmayı başardım.
Kaş hep yokuş. Burada yaşamayı düşünürseniz mutlaka bir scooter edinin.
Süha nın dairesine yerleştikten sonra plaja gitmek üzere yola çıktık. Bu arada Kaşı da gezdik.
Güzel bir meyhane gözüme çarptı. Süha ya akşama rakı içelim dedim. Ben artık içmiyorum ama sen içebilirsin diye karşılık verdi. Sende mi? Bilseydim gelirken sana hediye olarak takunya ile tespih getirirdim dedim. O kadarda değil diye yanıtladı. Benim gördüğüm insanlar içerken küpüne düşüyor, bırakınca da alınları secdeden kalkmıyor. Hep uçta yaşıyorlar, bu işi kararınca yapan çok az dedim. Süha durumunu burada yapacak iş olmadığından her akşam arkadaşlarla içiyorduk baktım sağlığım bozulacak bıraktım diye açıkladı.
Kaşın bakımlı, temiz sokakları ile pırıl, pırıl boyalı eski evleri.



Meis adası o kadar yakın ki, şarkıda Aşiyan yollarından ses versem duyar mısın derdi Zeki Müren. Kaş yollarından ses verseniz Meisliler duyar.
Kaşın içinden çıktık Büyük çakıl plajına doğru yürüyoruz.
İşte Büyük Çakıl plajı.
Plajın girişinin karşısında bir Likya yolu tabelası daha.
Plaj kalabalık değil. Sakin ve insana huzur veriyor.
Bir şeyler atıştırırken birkaç kedi etrafımızda gezinmeye başladılar. Bu yavru çok fena sürekli masaya tırmanmak için üzerimize çıkıyor.
Ölüdeniz den beri artık kedilere de sıcak bakmıyorum. Yine de bir şeyler veriyoruz yemeleri için. Muhtar yemek sonrası temizliğini yapıyor.

Yemekten sonra Mert ile denize girdik. Plajın yanından kayaların arasından denize yer altı suları karıştığı için su serin ve insanın gözlerini yakmıyor. Süha beğendiyseniz akşam yemeğini de burada yiyelim dedi. Kabul ettik. Yalnız hava soğumaya başladı eve gidip giyinmeye karar verdik. Bu tura başladığımızdan beri ilk kez gece giyinme ihtiyacı hissettik.



Yolda gün batımını görüntülemeye devam ettim. Güneş Meis in yanından batıyor.



Kaşın şu andaki limanı.


 Bu resmi şu anda bilgisayarımda masa üstü olarak kullanıyorum.




Kalkanda sabah otelde Kaşın spor aktiviteleri ilgili bir panoda yamaç paraşütü görüp bunu Mert e söylediğimde çok ilgilenmişti. Kaşa gelince Süha ya bu isteğini açtı. Süha araştırma yapıp 100€ ya bu işin yapıldığını öğrendiğinde Mert pahalı olduğunu, Ölüdeniz de 110 TL ye anlaştığını ama rüzgar nedeniyle uçamadığını söyledi. Telefonda yapılan pazarlıklar sonucu fiyat 160 TL ye indi Mert ise 150 TL ye çıktı. Ben bu işi isteseydim 10 TL daha verir uçardım dedim, herkese kaptanınız uçuyor diye söylediğini, mutlaka uçması gerektiğini veya iş olmadan söylememesini dolayısıyla uçmasını söylesem de ikna edemedim. Sonunda uçanların fotoğraflarını çekip eğer bana 75 TL verirsen uçanın sen olduğunu anlatımımda yazarım dedim. Bu fikrimi beğenmesine karşın bu güne kadar bana 75 TL yi ödemediği için açıklıyorum bu uçan maalesef Mert değil.

Artık aydınlık yerini karanlığa bırakıyor.

Süha nın evine giderken evin az gerisinde evlerin arasında kalmış bir kaya mezarı.


Bu gün yaptığımız yol 27,7 km. Bu bizim tur boyunca en kısa etabımız oldu. Kalkanda kalmadan Kaşada gelebilirdik ama yoldaki güzellikleri ıskalamamak ve arkadaşıma 2 gece yük olmamak için bu kısa etabı kararlaştırdım.
Pedal çevirme sürem 1 saat 19 dakika.
Ortalama süratim 20,9 km
Max hızım 51,6 km
Akşam Süha nın İstanbul dan gelen kız arkadaşını da alarak yeniden Büyük Çakıla gittik. Yemekte gökyüzünde ay la yıldız aynı karede görünce deklanşöre bastım.
Süha Mertle beni görüntüledi. Geçtiğimiz ve gideceğimiz yerlerin şerefine birlikte kadeh kaldırdık. Aman yanlış anlaşılmasın Mert in elindeki kadehte Cola var.
Yemek sonrası eve döndük. Sabah 07:00 de kahvaltıda görüşmek üzere Süha ve arkadaşına iyi geceler dedik.