14 Ocak 2011 Cuma

7. GÜN KAŞ-OLYMPOS

04 Aralık 2010 Cumartesi
Sabah 06:30 da kalktık. Saat 07:00 de akşamdan sözleştiğimiz gibi Süha geldi. Sağ olsun kahvaltımızı hazırlamış. Üstelik nefis bir çayda demlemiş. Kahvaltıdan sonra eşyalarımızı toplayıp aşağı indirdik. Apartmanın girişindeki hortumla bisikletlerimizi yıkayıp temizledik. Yüklerimizi yükledikten sonra Süha ile vedalaştık. Sevgili dostum Süha ya apart olarak kiraya verdiği dairesini biz geleceğiz diye kiraya vermeyip bize tahsis ettiği için teşekkür ederim. Çok zevkli döşenmiş kutu gibi bir daireydi.




Bu günkü yol haritamız.

Create Maps or search from 80 million at MapMyRide
Bu etap bu turun en uzun etabı olacak.
Süha dan ayrıldıktan sonra yokuş çıkmaya başladık. Bu daha bir şey değil, bu yokuş ana yola çıkabilmek için asıl yokuş ana yola çıktıktan sonra. Kaş rampasının ününü çok duymuştum, ilk kez tanışacağım. Yola çıkarken Kaşın muhteşem güzelliğini tekrar görüntüledim.
İstikametimiz Demre.


İşte o yokuş başlıyor. 5600 metre sabah, sabah iyi gidecek.
İşte sabah jimnastiği yapacağımız yokuşun başlangıcı.

Eğim %10. Çıkmasına çıkıyorum ama bu güzellikleri es geçemem ki. Durup arada bir fotoğraf çekiyorum.

Demre ye 47 km yolumuz var.




Yol döne, döne çıkıyordu. Seyir terası tabelasının oraya geldiğimde benim çıkmakta olduğum yola dik gecen yol tepeye doğru tırmanışın dikliğini gösteriyordu. Buradan görünen bu çıkışın sonunda yol sola dönecek ve sonrasında u dönüşle benim gördüğüm eğime bağlanacaktı. Yol okul yıllarında kullandığımız gönyeyi andırıyordu. Bu ne be dedim kendime daha diki yok muymuş? Ama bu yolu dönemece gelip karşıdan görünce gözüme hiçte o kadar dik görünmedi. Düşük viteste yüksek kadansta giderken yokuşun sonuna doğru aşağıda seyir terasının orada mert in yokuşu çıktığını gördüm. Önünde başka bir bisikletçi daha vardı. Yokuşta durmayı sevmediğimden dönemeçte nispeten düzleşen yerde durup Mert i görüntülenmeyi düşündüm ama o noktaya geldiğimde araya aşağıdaki ağaçlar girince görüntüleyemedim. Tırmanma şeridi bittikten sonra bir süre düz giden yol tekrar tırmanmaya başladı. A. Güllü diye bir yerleşimden geçerken solumdaki antik kentin tabelasını çekerken solumda bir karaltı belirdi. Mert hızlanıp bana yetişti diye düşünürken gelenin dün yolda karşılaştığım bisikletçi olduğunu gördüm. Selam verdi, bende selamladım. Yoluna devam ediyordu ki nerelisiniz diye seslendim. Yavaşladı Almanmış, bir haftalığına Kaşa gelmiş. Bisiklet kiralık mı diye sordum. Kendi bisikletiymiş. Benimkide laf işte. Adamın kullandığı bisiklet Specialized SWork. Böyle bir bisiklet kiraya verilir mi hiç. Almanya dan gelirken yanında getirmiş bisikletini de. Biz bisikletimizi otobüse zor bindiriyoruz adam uçağa bindirip buralara kadar getirmiş. Sonrasında birbirimize şans diledik.
Buralar tarihi yerler cenneti.
Buralarda çok keçi var.
Yola çıktıktan 1 saat sonra Elmalı Demre Kavşağına geldiğimde Süha aradı. Kavşağa gelmiş olacağınızı tahmin ettim onun için aradım dedi.
Burada 20 dakika bekledim ama Mert gelmedi. Gölgede beklerken üşüdüm, terim soğudu. Mert i aradım henüz benim Almanla karşılaştığım yere gelmek üzere olduğunu öğrenince temposunu arttırmasını söyledim. İstersem devam edebileceğimi söyleyince bir süre daha bekledikten sonra yola devam ettim.
Yola çıktıktan sonra Üçağız (Kekova) tabelasını görünce Mert e telefon edip Kekova ya gideceğimi Demre de beni beklemesini söyledim. Haritadan aklıma kaldığına göre bu yol 3-5 km lik bir yoldu. Yol kah iniyor, kah çıkıyordu. Ama çoğunlukla indim. Bu yola girdiğim 10 km olmuştu ama hala Kekova ya ulaşamamıştım. Seralar görünmeye başladı. Sahilkılınçlı diye bir yere geldim. Bir evin önünde oturan 3 erkek görünce önce bayramlarını kutladım sonra Kekova ya ne kadar kaldığını sordum en yaşlısı 9 km var dedi. Şaşırdım. 9 km gidip 19 km gelsem Mertten oldukça geride kalacaktım. Birde indiğim rampaları çıkacak olmam işin cabası. Oradan Demre ye yol var mı diye sordum. Var dedi yaşlı adam Çevreliye 2 km geri gelip sonra 15 km düz yol gideceksin. Teşekkür edip yola devam ettim.
6 km sonra Çevreliye geldim.
Çevreli de seracılık yaygın. Suyum bitmişti. Yol kenarında bir evin bahçesinde yaşlı bir kadın sandalyede oturmuş hıyar kemiriyordu. 2 kadında çalışıyorlardı. Selam verip suyumu doldurmalarını istedim. Kadınlar kendi aralarında konuşmaya başladılar yaşlı kadınsa ayağa kalkıp eve yöneldi. Türkçe konuşuyorlardı ama ben hiçbir şey anlamadım. Tek anladığım anne su istiyor sarı kızın hayrına verelimdi. Kadınlardan birisi suyumu doldurdu, yaşlı kadınsa kocaman bir hıyarı bana verdi. Yolda bisiklet sürerken bir şey yemeyi sevmem ama bana ikramda bulunan insanları kırmamak içinteşekkür edip hıyarı yiyerek yola devam ettim.
Buradan sağa gideceğim, dönüşte ise diğer tarafa.
Burada yaşlılar oldukça sağlıklılar.
Seranın yanında konaklamış maceracılar.
Bu noktadan sonra kısa fakat dik bir tırmanış vardı. Yol sağa dönerek tırmanıyordu. Yanımdan geçen içi dolu küçük bir araba dönemece yavaş girince araba çekmedi, kaldılar. Bende bu arada ağzımdaki hıyarı bitirmeye çalışıyorum, yokuşta nefes alış verişlerim yükseldiğinden hıyar parçalarının solunum yoluma kaçmasından korkuyorum. Yokuşun bitişi ile birlikte iniş başladı ve işte gördüğüm manzara.










Şurada bir bira içilmez mi? Bence de içilir. Bira siparişimi verip fotoğraf çekmeye devam ettim.

Buz gibi bira geldi. İçmeye başlarken Çağları aramak istedim ama o ne telefon bel çantamda yok. Çantayı tamamen boşalttım yok. Telefon düşmüş. Bu çok kötü. Mert ile iletişimimiz kesildi. Buluşmamız Allaha kaldı. Antalya da evinde misafir olacağım Üniversiteden arkadaşım Hasan ile de irtibatım kesildi. Hasan ın telefonunu evden alabilirim ama Mert in telefonu evde yok.
Biramı kafama dikip içtim ve vakit kaybetmeden yola çıktım. Kekova tabelasının altına bisikletimi koyup fotoğraf çekmek için bisikletten inerken ayağım mata takılınca sendelemiştim. Büyük ihtimalle telefon orada düşmüştür diye düşünüyorum. Tabelanın yanına gelince az ileride telefonumu gördüm.
Geldiğim yoldan geriye döndüm.
Yola çıktığımız ilk günden beri bizi gören çocuklar hello diye sesleniyorlar. Karar aldım seslenenlere, merhaba, iyi günler, iyi bayramlar diyorum. Bazıları şaşırıp kalıyorlar, bazıları ise Türkçe cevap veriyorlar.

Kapaklı ya geldiğimde görünen evin arkasında bir gurup çocuk hello dediler. Ben iyi bayramlar deyince para versene diyenler oldu aralarında. İçimden asıl sizin bana ikramda bulunmanız lazım ben misafirim dedim.
Sabah gördüğüm Alman bisikletli ile yeniden karşılaştık. Demreye gitmiş, bu yoldan Kaşa dönüyordu. Yeniden selamlaştık. Bir süre ayrı kaldıktan sonra denizi yeniden görmek çok güzel.

Bu yöre çok sıcak olduğundan Ekincikten beri yolda yer, yer su sebillerine rastlıyoruz.
Kayalar sanki boyanmış gibi.
Tabelayı yolmuşlar, herhalde ziyaretçi istemiyorlar.


Daha ilerideki başka bir tabeladan adı yolunmuş yerin Kapaklı olduğunu öğreniyorum.
Yol bazen düz bazen çıkış bazense inişti. Ama hiçte kolay bir yol değildi. Bu yolda bisikleti bırakmayan yollardandı. Sonunda kara yoluna ulaştım az önce mert aradı dermeye ulaşmış bir kebapçıdaymış.

Burasının manzarası müthiş. Koya iki yandan tatlı su akıyor. Burada fotoğraf çekimi için uzun bir süre harcadım.


Su çok berrak.





Burası Çayağzıymış.
Demredeyim.
Demrede motor kullanımı çok yaygın. Bu kavşakta kaza olmaması mucize.
Kaplumbağa hızında servis yapılan (öyle ki istediğim su bile yarım saat sonra defalarca hatırlattıktan sonra geldi) kebapçıdan bir hayli vakit kaybettikten sonra çıkabildik.


Mert Demreye geldiğinde bir treking gurubu ile karşılaşmış. Myra antik kentini çok methetmişler. 3 km uzaktaki antik kente gitmek üzere yola çıktık. Kentin tepede olduğunu görünce gitmekten vazgeçtim. Birde kente giriş için para vermeye niyetim yok. Zaten kebapçıda yeterince zaman kaybettik.
Demre den çıktık. Güzel bir plajın yanından geçip yola devam ettik. Bu plajda peynir ekmek yemeyi veya oradaki büfeden bir şeyler yemeyi kebapçıya tercih ederdim.
Bu yörede yol boyunca balık lokantaları var ve her birinde canlı mavi yengeç bulunur diye tabela var. Çok merak ettim şu mavi yengeci.





Fethiye ye yaklaşmıştım ki. B u bisikletli ile karşılaştım. Adı Cino (telaffuzu bu şekilde yazılışını bilmiyorum) . Öğrenci değişimi projesi kapsamında bir sömestri okumak için Hollanda dan ODTÜ ye gelmiş. Bayram tatilini fırsat bilip Ankara dan buralara gelmiş. Finike de konaklamış ama denize girmek için plaja gidiyormuş. 8 gün boyunca 800 km kadar yol yaptım, ilk kez bisikletli bir gezgine rastlıyorum dedi. Birbirimizi alıkoymamak için şans dileyip vedalaştık.


Finike göründü.

Finike marinası.

Mert gecikince ilk benzin istasyonunda buluşmak üzere sözleşip yola çıktım. Finike nin dışında sol taraftaki BP ye girdim. 20 dakika geçmesine rağmen mert hala yok. Telefon etti. İstasyonu görmeyip geçmiş. Hemen hazırlanıp yola çıktım. Hızlı bir şekilde yol alarak ileride Shell de Mertle buluştum. Buradaki molanın ardından yola çıktık. Kumluca yı geçince beklenen rampayla karşılaştık. 11450 metre çıkış. Hava kararmak üzereydi. Hepimize hayırlı olsun dedim Mert'e.

Bir süre sonra eğimi %6 gösteren tabelayı geçtik. Mert arkamdan yetişti. İniyoruz dedi. Hayır çıkıyoruz dedim. O aksini tekrarladı. Bana göre de eğim iniş yönünde ama düşük viteste pedal çevirmeden gidemiyorum. Bence yine bir göz yanılması. Az sonra Mert e madem iniyoruz bisiklet neden gitmiyor dedim. Yanıt gelmedi. Başımı çevirip baktığımda Mert yoktu. Bundan sonra her ikimizde yola yalnız devam ettik karanlıkta. Karşıdan gelen araçların uzun farları gözümü alıyor. Sonunda isyan edip yanımdan geçen arabaya yeter ulan diye bağırdım. Arada bir yerleşim yerlerinin daha doğrusu içkili gazinoların yanından geçerken köpekler havlıyor ve ben hemen vites yükseltip hızlanıyorum. Ses azalınca vites düşürüp yavaşlıyorum. Bu yokuşu hiç mola vermeden çıktım. Çenemden süzülen terler bacaklarıma damlıyordu. 11450 metrelik tırmanış şeridi bitti ama yokuş yaklaşık 3 km daha devam etti. Sonunda Adrasan kavşağına gelip durdum.


10 dakika beklememe rağmen Mert gelmeyince Rüzgarlığımı giydim.
Benden 30 dakika sonra Mert geldi. Bu kavşaktan da Olimpos a iniliyor ama Hasan’ın ve yoldan geçen bir sürücünün tavsiyesi sonucu Olimpos kavşağına doğru yol aldık. Yolda Mert aradı ön farım yok ve seni kaybettim neredesin dedi. Önünde olduğumu söyledim. Kavşakta Mert i bekledim.
Olimposa saptıktan bir süre sonra ihtiyaç molası verdik. Bu arada gözümde hala güneş camı takılı gözlüklerimi fark ettim. Yolu demek bunun için iyi göremiyormuşum ama yine bu gözlük bile uzun farların etkisinden gözlerimi koruyamadı.
Sonunda Alaturka ağaç evlerine yerleştik. Kahvaltı ve akşam yemeği dahil 30 TL ödeyeceğiz. Akşam yemeğinden sonra saç sobanın ısıttığı mekanda Hollanda Türkiye maçını izledik.


İşletmenin yaşlı kedisi sıcak sobanın yanında keyif yapıyordu.
Bu gün yaptığım yol 138,1 km.
Pedal çevirme sürem 7 saat 49 dakika.
Max hızım 61 km.
Ortalama süratim 17,6 km. Bu gün çıktığımız rampaları göz önüne alınca oldukça iyi bir tempo.