13 Ocak 2011 Perşembe

ANADOLU KAVAĞI PALAMUT TURU

26 Eylül 2010 Pazar
Tuzla köfte turu olarak ilan edilen tur özellikle benim ve İhsan’ın Palamut serzenişleri karşısında kayıtsız kalamayan Mert tarafından Anadolu Kavağına Palamut turu olarak değiştirildi. Hafta boyunca çeşitli meteoroloji sitelerinin birbirleri ile çelişen tahminleri kafaları karıştırdı. Sabah kalktığımda hava çok bulutluydu. Tekerlekten sıçrayan sulardan ıslanmamak için çamurluk taktığım mtb yi tercih ettim. Evden çıkarken yağmur başlamıştı. Yollar bisiklet sürüşü için tehlikeliydi. Kontrollü bir hızla yol alarak Eminönüne geldim. Bizi Üsküdara götürecek gemi iskeleye yanaşmaya çalışıyordu. İDO nun yeni yaptırdığı gemilerdendi ve ben bu gemilere ilk kez binecektim.

Geminin içi güzel dizayn edilmiş. Geniş pencerelerden dışarıyı seyretmek oldukça keyifli. Makinemi çıkarıp birkaç poz fotoğraf çektim.

İnsanlar bir umutla balık yakalamaya çalışıyorlar ama maalesef Marmarada son 2 yıldır istavrit bile yok.
Dışarıda yağmur hızını arttırdı. Ben de çantamdan yağmurluğumu çıkarıp hazırladım. Yola çıktık. Gemiler denizin üzerinde bir gelin gibi süzülüyorlardı.



Denizin emekçileride balık peşinde dolaşıyorlardı.
Kız kulesi göründü. Üsküdara yaklaştık.
Kıyıya yanaşırken yağmurun durduğunu görünce yağmurluğu tekrar çantama koydum. Fotoğraf makinesi ile telefonumda yağmurluğun cebinde. 10 kişi olarak Üsküdardan yola çıktık. Küçüksuda 2 katılımla sayımız 12 ye ulaştı. Makinemi yağmurluğun cebinden çıkarmaya üşendiğimden fotoğraf çekemedim. Beykoza geldiğimizde güneş kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Beykozu geçip Anadolu Kavağı yoluna girince artık yağmur yağmayacağına ikna olup makinemi çıkardım.
Aşağıda şirin bir yerleşim var. Bir iki el başlayan silah atışı biraz sonra seri atışlara dönüştü. Aşağıda kıyamet kopuyor. Adeta çatışma var. Arka fondan gelen davul zurna sesinden düğün olduğunu anladık.
Gökhan ın bende ayrı bir yeri var.
Tepelerin ardından görünen boğaz.
Manzara insanları adeta büyülemiş.


Burada verdiğimiz kısa bir mola ve fotoğraf çekiminden sonra tekrar yola çıkıp güzel bir inişin ardından Anadolu Kavağına geldik. Bu yoldan dönmeyeceğimizden indiğim yokuşu çıkmak istedim. Hemen organizasyona başladım. Teklifimi İhsan ve Gökhan kabul ettiler ama henüz bir kaç metre gitmiştikki İhsan ben dönüyorum diye seslendi. Gökhan duymadığımı düşünerek İhsan abi dönüyor dedi. İstersen sen de dönebilirsin ben devam ediyorum dedim ve pedallara basmaya devam ettim. Bir ara arkama baktığımda Gökhan’ın geriden geldiğini gördüm. Gökhan ın beni takibi ile ile yeniden tepeye tırmandık. Gökhan yaz boyu formunu kaybetmiş ama eminimki kısa sürede eski formuna kavuşacak. Tırmanışın sonunda Gökhan.

Güzel bir inişle yeniden aşağı indik.
Tepede Yaros Kalesi.
Karşıda Rumeli Kavağı.
Gökhan.
Ve bu da ben.
Bir tanede kasksız fotoğrafım olsun.
Bir balıkçı teknesi ağ atmış.

Meydana geldiğimizde gurup lokantada yerini almıştı.Ben burada Gökhandan ayrılıp Yoros Kalesine çıktım.
Karşı kıyıda bir askeri tesis.
Büyük liman. Nefis bir plajdır. Karadan ulaşım olanağı yok.

Deniz çarşaf gibi düz.

Burada da balık tutuyorlar.

Aşağıdakileri bekletmemek için inişe başladım.

Nihayet ben de yemekteyim.
İşte 1 haftadır hayalini kurduğum palamut.
Mert bizim fotoğrafımızı çekerken ben de onunkini çektim.
Mustafa ve İlhan Bey. Mustafa bizimle birlikte ilk kez bir tura katıldı. Üsküdar meydanında oldukça tedirgindi. Bu duyguyu iyi bilitim çünkü kısa süre önce ilk katıldığım turda ben de en az onun kadar tedirgindim.Sürüş hızımızı sordu. 0 km/h i aşmaz ve merak etme parkur beykoza kadar çok kolay sonrasında ise her rampa sonunda duruğ gelenleri bekleriz diye kendisini rahaylattım. Buraya kadar oldukça iyi bir performans gösterdi. Nede olsa genç bir arkadaşımız.
Kalkarken arkamdaki ilginç aynada bir fotoğrafımı çektim. Benden etkilenen İlhami de kendi fotoğrafını çekti.
Yemekten sonra 3 arkadaşımız gemi ile yola çıktılar. İlhaminin zinciri 2 yerden eğilmiş. Zincir rublede atlama yapıyor. Kalanlar hep birlikte Yoros a tırmandık.
Ağ atıyorlar ama herhalde yakalayamıyorlar ki bu hafta balık fiyatları yükseldi.


Boğaza giriş yapan bir gemi.





Motorla Sarıyere geçip Beşiktaş üzerinden gitmeyi planlamamıza rağmen karar değiştirik. Akbaba köyü, Beykoz üzerinden dönmeye karar verdik. Gurup Kanlıcada yoğurt yemek için durduğunda ben Paşabahçede yoğurt yemeyeceğimi söylemiş ve gurupla vedalaşmıştım. Yola bu noktadan sonra tek başıma devam ettim. Üsküdara kadar var gücümle pedallara bastım. Gemiye bindiğimde kollarım, bacaklarım terden ıslanmıştı.
Bu geziye katılarak keyifli bir gün geçirmemizi sağlayan bütün arkadaşlarıma teşekkür ederim. Başka turlarda görüşmek üzere, hoşçakalın.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder