13 Ocak 2011 Perşembe

ÇATALCA

17 Mart 2010 Cumartesi
Bir süredir düşünüp işlerim ve hava muhalefeti nedeniyle yapamadığım Çatalca turunu yapmaya karar verdim. Mapmyride tan rotamı gidiş eski Edirne Asfaltı, dönüş ise E5 karayolu olarak belirledim. Gidiş 70 km, dönüş 58 km görünüyordu. Sabah 6.30 gibi yola çıktım. Amacım minibüs trafiğinin yoğun olduğu Edirnekapı Sultançiftliği arasını trafik yoğunlaşmadan bitirebilmekti.


Create Maps or search from 80 million at MapMyRide
Son ölümlü tramvay kazalarından sonra Belediye yaya geçitlerinin tramvay yolu ile birleşme noktalarında yolu 1 şerit daraltarak yaya emniyet alanları oluşturmuş. 2 şerit olan yol yer yer 1 Şeride düşüyor. Allahtan tramvay hattının bir kısmı yolun altından gidiyorda bu daralmalar yol boyunca sürmüyor. Hamza Yerlikaya spor salonunu geçene kadar herşey yolundaydı. Ama bu noktayı geçtikten yaklaşık 1 km sonra arka lastiğim patladı. Ben de bisikletten inmemi fırsat bulup bulunduğum yerin fotoğrafını çektim.


Henüz yola çıktığım 14 km olmuştu.
Nasılsa yanımda yama ve pompa olduğundan önemsemedim. İlk kez lastiğim patlıyordu. Lastik içindeki slim sıvı görev yapmamıştı. Belki de üzerinden 1 yıl geçtiği içindir.
Lastiği yamayıp şişirdim ama lastik şişmedi. Vida lastiğin karşı tarafında da birkaç delik açmış. Lastikteki sıvı nedeniyle bu yamayı yamamak mümkün olmadı. Yama konusunda kendime fazla güvenip yedek lastik taşımamanın cezasını çekiyordum. Can sıkıntısıyla çantamdaki altın ekmeklerden birisini su ile birlikte yiyip kahvaltımı yaptım. Bu arada önüme çıkan bisikletliye sorup tamirci bulmaya çalıştım. Bulduğum bir tamirci kapalıydı ve ancak öğleden sonra açarmış. 3 saatlik aramadan sonra bir tamirci buldum ve el arabalarına takılan malezya malı 2 adet lastik satın alıp birisini bisiklete takıp yola koyuldum. Lastik ararken bisikleti 6 km itmişim. Saat 10 da tekrar yola koyuldum.
Sultançiftliğinden çıktıktan bir süre sonra geniş asfatlt yolda pedal basmaya başladım. Artık şehir bitmişti.



Yolun sağında özel güvenlikli villalar. Ben yinede şehrin kalabalığı ile iç içe yaşamayı yeğlerim.

Lastik yüzünden zaman kaybetmeseydim burada kahvaltı yapabilirdim.

İleride trafik çevirmesi var ama ne gam.

İlk kez bir trafik kontrol noktasından bu kadar rahat geçiyorum.



Bir kavşak daha ve Arnavutköy'e kadar yol bu şekilde devam ediyor.

Arnavutköy gerçekten büyük bir köy. Karmaşa hemen göze çarpıyor burada da trafik kurallarına pek uyulduğu söylenemez. Arnavutköy girişinde soldaki yola sapıp devam ediyorum. Yol aşağı doğru tatlı bir inişle devam ediyor. Ama sonrasında yine tatlı bir tırmanış başlıyor. İleride kanola tarlalarını görünce hemen durup fotoğraf çekmeye başlıyorum. Hafta başında Kumbağa giderkende yol boyunca kanola tarlalarını görmüştüm. Anlaşılan bütün Trakya ayçiçeğinden vaz geçip kanola ekmeye başlamış.



Bu fotoğrafı çekerken otların arasında yatıp yuvarlandım ama sonrasında bir süre kolarım kaşındı.

Tekrar yola koyuldum. Yol hala hafif eğimle yükselmeye devam ediyor. Bir ağaç gölgesinde bir ekmek daha yiyip suyumu içtim ve devam ettim. Az sonra tepeye ulaştığımda aşağıda Büyükçekmece gölü göründü. Devamında bir tepe daha beni bekliyordu.


Geçen yıldan kalan bir kuş yuvası sahibini bekliyordu.





İnişi tamamladım, önümde tekrar bir tırmanış beni bekliyor.

Yol boş sadece arada bir araba ve damperli kamyonlar geçiyorlar.




Yeni bir yol ayrımına daha geldim. Yol gördüğünüz gibi bir geliş, bir gidiş ve dar. Karşıdan araba gelirken arkanızdan da kamyon sesi duyduğunuzda tedirgin oluyorsunuz.

Sonunda Yassıören köyüne geldim. Arkamda bıraktığım yolu görüyorsunuz.

Yassıörende 2 erkek yol kenarında sepet örüyorlar.

Yassıörenden sonra inişi çok zevkli bir yokuş var. Çıkışıda aynı şekilde zevklimi bilemiyorum çünkü dönüşte bu yolu kullanmadım. Hiç pedal çevirmediğim ve sık sık fren yaptığım halde hızım bir ara 60 km yi aştı.

Subaşı köyünde yol kenarındaki çeşmeden suyumu doldurdum. İlkokul öğrencisi 3 çocuk çekmenin yalağındaki kurbağalara taş atıp oynuyorlardı.

Sonunda Çatalca Saray yol ayrımına geldim. Ve sola doğru devam ettim. Az sonra levha Çatalcaya 9 km kaldığını bildiriyordu.

Çiftliklerin, Aziz Nesin Vakfının önünden geçip Çatalcaya geldim. Yaptığım yol 75 km di ve buna bisikleti iterek dolaşmalarımda dahildi. Çatalcada çay bahçesine oturup önce bir limonlu soda, sonra 2 çay içip 3. ekmeğimi de yedim. Aslında yola çıkarken niyetim burada kendime bir ziyafet çekmekti ama başlangıçta kaybettiğim zaman her şeyi bozdu. Yarım saatlik dinlenmenin ardından tekrar yola çıktım. Kendimi buraya geldiğim zamana göre daha güçlü hissediyordum. Yüksek bir tempo ile yol alıp Tepecik köyüne yaklaştım. Bunda dinlenmemim ve yolun düz veya hafif eğimle inişinin de etkisi vardı. Birde çıktığımız toplu turların dönüşünde daha hızlı olduğumu farkettim. Tıpkı Arap atları gibi.
Tepeciğe gelirken Büyükçekmece gölüne dökülen bir derenin kenarında bir sürü erkek balık yakalamaya çalışıyordu. Ben yakalayabilenine rastlamadım.



Mimar Sinandan E5 e bağlanıp Büyükçekmeceyi geçtim ve Devebağırtan rampasına tırmanmaya başladım. Rampanın sonuna yaklaşmıştım ki Opet'e 200 metre kala arka lastik yine patladı. Önce tepeden bir fotoğraf çekip sonra lastiği yedeği ile değiştirdim. Durumum tamda bahtsız Bedevinin durumuna uyuyordu. üzerine bir de sigara yakıp derin bir nefes çeksem tam olacaktı. İyiki 2 tane lastik almışım. Az önce deniz seviyesindeydim şimdi buradayım.

Lastiği değiştirip Opetten su aldıktan sonra yeniden yola koyuldum. Önümde sadece Ambarlı rampası kalmıştı. Onuda geçip Avcılar yanyoldan Floryaya dönüp sahilden evin yolunu tuttum. Bu arada Avcılar yanyolun çok dar olduğunu ve karşılıklı trafik yüzünden bisiklet sürmeye pek uygun olmadığını belirteyim. Bu bölgeden bir an önce kurtulabilmek için 35 km civarında seyretmek zorunda kaldım.
Sahil yolunun Ataköy kesiminde laleler çok güzeldi.


Bunlarda TOKİ nin yaptığı Ataköy konakları.



Eve geldiğimde yaptığım yol yaklaşık 132 km İdi.

Pedal çevirme süresi ise 7 saat 35 dakikaydı. Tabi bu süreye bisikletimi ittiği sürede dahil olduğundan pek bir anlam ifade etmiyordu.

Bu turu gurup halinde yapmak daha hoş olur diye düşünüyorum. Ama arayı fazla uzatmamak lazım.