13 Ocak 2011 Perşembe

ULUDAĞ'IN ZİRVESİNE GİDİYORUZ DEDİK VE GİTTİK

7 Ağustos 2010 Cumartesi
4 Temmuzda Uludağa günü birlik gidip geldikten sonra bir süre dağ, tepe görmek istemiyorum demiştim. Bülentin ben daha sonra tek başıma ve gerekirse 1 gece Bursada dinlenerek çıkmayı deyeceğim demesi üzerine 1 ay öncesinden yeni bir Uludağ gezisi yapmayı kararlaştırdık. Bülentten rica ettim, lütfetti bu tur duyurusunu yapmama izin verdi. 1 ay boyunca bu konuyu işlediki Yazdık, çizdik, yeri geldi geyik yaptık, yeri geldi ciddi fikir alışverişinde bulunduk. Bu konuda biraz bilgisi olan herkes bizlere yardımcı olmak için bilgiklerini bizlerle paylaştı. Bazıları gidilir dediler, bazıları gidilmez, bazıları ise anlamsız buldular. Herkesin fikirlerinde haklılık payı vardı. Ama bu işe bir kez kalkışmıştık ve her ne olursa olsun çaresiz kalana kadar deneyecektik. Pes etmek yoktu.

Baştan sınırları çizdim daha doğrusu sınırları kaldırdım. Herkes kendi performansına göre çıkacaktı. Dileyen dilediği yerde konaklayacaktı. Hedef birdi zirveye çıkmak. Dileyen bisikletleri ile çıkacaktı, dileyen treking tarzı, dileyen çıkabildiği kadar çıkacak, dileyen ise kamp bölgesinde günün tadını çıkaracaktı. Herşey öngördüğüm şekilde oldu, herkes kendisini tatmin etti. Aramızda benim burada ne işim vardı keşke gelmeseydim diye düşünen olduğunu sanmıyorum çünkü herkesin yüzü gülüyordu sabah kalktığımızda. Fotoğraflarda katılımcıların kendilerini görmek istediklerini biliyorum. Ama maalesef pek çok kişi bu fotoğraflarda aradığını bulamayacak. Bunun 1. Nedeni geçen çıkışta fotoğraf çektiğim mekanlarda yeniden fotoğraf çekmek istememem ve zirve yolculuğunun parça parça yapılmasındandır. Burada okuyacaklarınız ve görecekleriniz 3 kişinin zirve mücadelesi ve geri dönüşüdür. Artık başlayabiliriz.
Sabah aksilik Yenikapıda başladı. Ben Metin’e Yenikapı Bursa bileti aldığımı sanıyordum ama görevli Bursa Yenikapı bileti kesmiş. Ben ve Metin bilete dikkatli bakmayınca Metinin Yenikapıda kalma durumu ortaya çıktı. Bu durum bizim için kötü olacaktı çünkü malzemelerimiz Metindeydi. Sağduyulu görevlilerin yardımı ile son anda Metinde feribota bindi ve yolculuğumuz başladı. Metin ile İlhanın yüzleri gülüyordu.

Güzelyalıda indiğimizde İDO görevlisi bisiklet sever dostumuz Çağlar bizi karşıladı. Bundan önce 2 kez Güzelyalıdan Yenikapıya dönerken bizleri uğurlamıştı. Güzelyalıya yolunuz düşerse ve Çağlar’ı görürseniz kendisine merhaba demeyi unutmayın.

Telefonumu açtığımda 2 mesaj vardı birisi Keremden telefon numarasını bşldirmiş, 2 kez aradım ama görüşemedik. Diğeri Afyondan katılacak olan Aykuttu. Tırmanışı bitirip çadırlarımızı kurduktan sonra mesajına yanıt verdim. Hemen aradı cenaze dolayısı ile katılamamış. Her iki arkadaşımın yaptıklarıda büyük incelikti. İskeleden çıktıktan sonra tura Mudanyadan katılan Volkanın, İstanbuldan bizimle gelen Bülent ve Sarkisin eşyalarıda Metinin aracına kondu. Buraya gelerek bizi karşılayan ve Tophane, Çekirge yolunun kesiştiği noktaya kadar bizlere eşlik eden sevgili meslektaşım Ercan’a teşekkür ediyorum.

Mudanya rampası sonundaki cepte mola verip gurubun toparlanmasını bekledik. Rampayı çıkarken kollarımdan ter damlıyordu ve üzerimdeki tişört sırılsıklamdı. İşimiz var diye düşündüm. Bu tur çok zor olacaktı. Ercanla beraber gurubun önünde gidiyorduk ve molada Ercanın fotoğrafını çektim.

Ercanda benim fotoğrafımı çekti.

Güzel bir inişten sonra Migrosta su ve ihtiyaç molası verdik. Molalar uzuyordu. Geçen gelişimize göre daha yavaş yol alıyorduk.

Koruparktan geçen sefer olduğu gibi Mert Tophaneye kadar bize eşlik etmek üzere katıldı. Dinçerde bu noktadan bize katılacaktı ama yoktu. Aradım biz gecikince geçtik diye 5 dakika önce yola çıkmış. İleride bize katıldı.

Sonunda Tophaneye geldik. Yolda bize Birol ile Çağlar katıldılar. İşte saltanat kapısı. Burada bizi Bandırmalı Sercan, İnegölden gelen Dinçer, Mustafa Kemal Paşadan Bursaya araç ile gelip bize katılan Ahmet ve arkadaşı bekliyorlardı. Gelirken aracın egzostu bisikletlerden birisinin dış lastiğini erittiğinden lastik almaya gitmişler. Beklerken ekmek aldık, tahinli pide aldık, yiyecekler tamamladı. Çağların eşyaları ile Bülentin aldığı yiyecekler Dinçerle birlikte gelen araca kondu.

Bende bu arada Dinçer’in rehberliğinde Orhan Gazi ve Osman Gazi türbesini gezip fotoğraf çektim. Burası Orhan Gazi türbesi.










Burasıda Osman Gazi türbesi.















Çekirgeden gelen yol ile bizim çıktığımız yolun kesişme noktasına bir kez daha geldik. Burada gurubun toplanmasını bekledik. Metin arabayı yukarı bırakıp aşağı inmiş, bizi bekliyordu.


Gurubun toparlanmasından sonra yeniden yola çıktık. Bundan sonra herkes kendi performansına göre çıkacaktı.



Yolda her gördüğüme mutlaka selam veririm. Bu beyde yanımdan atv ile geçerken selamlaştık. Milli Park 5 km levhasının altında geçen sefer yemek yediğimiz yerde oturuyordu. Buyur bir çay iç dedi. Teşekkür ettim ama ısrar edince durdum.

Masada az önce selam verdiğim Mobylet sürücüsüde oturuyordu. Sonra arkadan gelenlerede teklifte bulundular. Çoğumuz durduk, bazılarımız ise durmayıp performansını test etti.

Sohbet koyulaştı. Bu arada çaylar bir türlü gelmedi.

Sonunda çayla birlikte böğürtlende geldi. Böğürtlen müessenin ikramı.

Molaya girmesek yemek yiyecektim. Az sonra açlığa boyun eğip yemeğimi yedim. Biraz ileride bir çeşme gölgesinde oturan Çağlar ve Ahmet ile biraz Oturduk. Ahmet önde biz arkada yola çıktık. Gerek bisikletimdeki çantanın ağırlığından gerekse dişli oranlarından Çağların fx 7.3 üne yetişemiyorum, hatta sürekli ara açılıyordu. Bir gölgede yine mola verdik. Ahmet dinlenmek için uzandı.

Sonra kalktı.

Sonrasında çağlarla benim fotoğrafımı çekti. Üçümüz yukarı birlikte çıktık. Çağlar çok sıcak kanlı ve dost canlısı. Kamta kaldığımız sürece birbirimizden ayrılmadık.


Yukarı geldiğimizde Nizemettin Kerem ve gurubunu yarım saat önce göller bölgesine hareket ettiklerini söyledi. Dinçer ve Ahmet ile arkadaşı ve mehmet araç destekli olarak çıkabildikleri kadar yukarıda kamp kuracaklarını söyleyip bizide davet etti. Bizim programımız ilk gün için buraya kadardı. Daha hala yukarı çıkan arkadaşlarımız vardı ve Dinçer sabah tekrar yukarı çıkıp bizimle zirveye çıkacaktı.
Çadırırlarımızı kurduktan sonra Çağlarla duş almaya gittik. Sıcak su akmıyordu ama soğuk suda evde akan su gibiydi. Yaz geldiğinden beri soğuk suyla duş aldığımdan benim için sorun olmadı. Duş ücretliymiş ama para istemeye gelen olmadı. Kamp yerinde çadır başına 6 TL alıyorlar. Bizden 5 TL aldılar. Tuvaletler temizdi.

Bülen ve Düzceden gelen Nizametin.

Akşam yemeğinde mangalda sucuklarımızı yedik, Makarna yapmayı ve karpuz yemeyi unuttuk. Çağlarla ben birlikte ilk günü kutlamak üzere şarap içmeyi unutmadık. Dostumuz Ahmet Ertan gece yanında yeğenleri ile birlikte araçla bgelerek bize katıldı.


Dostum Metin ile. Metin bu fotoğraf çekilmeden önce camiyi göstererek şurada bir fotoğraf çektirelim, kayınpederini kastederek bizim hacı ne kadar mübarek bir yere geldiğimizi görsün dedi.

Metin semaveri yakıp çayı demledi, Birol mangalı yaktı. Her kampa Birol gibi bir mangal ustası lazım. Sabah kahvaltıda Çay, sahanda yumurtalı sucuk ve Çağların yoldan aldığı zeytin var. Bir gece önce Çağların yoldan aldığı şefteli ile incirleri yedim. Çok lezzetliydiler. Kahvaltıdan sonra ince lastikli bisiklet kullanan Birol ve Çağlar Ahmet ile araçla yukarı çıkıp treking yaptılar. Ben bulaşıkları yıkadım. Eşyaları Metinin arabasına yerleştirdik. Metin arabasıyla yukarı çıkıp treking yaptı. Bu onları son görüşümdü.

Ben, İlhan, Volkan ve Bülent yola çıktık. Nizamettin ile Serkis kampta kaldılar.

Kar tanesi otelin köşesinde Dinçer bizi bekliyordu.

Tepeler bizi bekliyordu.




Dinçer fotoğraf çekme hazırlığında.


Oteller bölgesi.

Buda yine bir panoramik çalışma.


Metinin arabasının yanına geldim.



Daha şimdiden bulutların üstündeyim.

İşte geldiğim yol ve Dinçerde geliyor.

Masterler koşu yarışları için görevli olarak gelen Akud ekibi.

Volkan ile İlhanda göründüler.

Dinçer yarış görevlisi ile uzun bir sohbetin ardından hareket etti ama bu sefer Volkan ve İlhan başka birisi ile sohbete koyuldular.

Dinçer iyice yaklaştı.



Bizden sonra hareket eden Bülentte gelince kadro tamamlandı. Bu arada o sabah Bursadan yola çıkıp 2 saat 10 dakikada oteller bölgesine gelen Kemalle karşılaşıp tanıştık. Burada diğer arkadaşlar ile ayrılarak ben, Dinçer ve Kemal zirve yolculuğuna başladık. Her yer insan doluydu. Dinçerin önerisi ile Kar kapı geçidi yerine sola giden yoldan devam ettik. Ben yolun bu şekilde devam edeceğini sanıyorum. Az sonra yol bitti ve elde bisiklet dağa tırmanmaya başladık.


Başlangıçta kolay olan tırmanış zeminin yumuşak toprak haline dönüşmesi nedeniyle zorlaştı. Kemal bisikletini sırtladığı gibi göxdrn ksyboldu. Gevşek zeminde bisiklet beni aşağı çekiyordu. Yürüyüş yapan bir gence çantayı yukarı çıkarırmısın dedim. O sırada Kemal geri geldi. Çantayı ben aldım, bisikleti Kemal çıkardı. İconaclast nikli yol arkadaşımız Kemal.



Yanıma aldığım toplam 2 lt su hızla tükeniyordu. Kemal yoldan aldığı eriklerden birer tane ikram etti.








Bundan sonra kah bisikletlerimiz bizi taşıdı, kah biz onları. Ama çoğunlukla biz onları.







Küçük zirve Keşişin evi.


Biz buraya çıkmayıp büyük zirveye yöneldik. Tırmanışa geç başladığımız için vaktimiz yok.








Nereye baksanız insan görüyorsunuz. Aşağıda, yukarıda zirveye çıkan tek bir yol olmadığından herkes bir noktadan tırmanıyordu.. İnsanlar karıncalar gibiydi.






Başlangıçtan belli bir yere kadar taşlar üst üste konarak yol işaretlenmiş ama daha sonra bu işaretlerde yok oldu. İki taşın arasından Dinçer geçerken.


İleride bir köy var ve köyün üzerindede bir gölet var. Fotoğrafta hava puslu olduğundan zor seçiliyor. Dinçer ile Kemal köyün hangi köy olduğu konusunda tartıştılar ama karara varamadılar.





Zirveye iyice yaklaştık ama suyumda çok az kaldı. Ya bir yudum yada iki. Ben zirveden diğer tarafa inince göllere gideceğimizi sanıyordum. Dinçer gerigelip az önce ayrıldığımız patikadan gideceğiz deyince keşke söyleseydin bisikletimi orada bırakırdım dedim. Bir süredir bırakın bisiklete binmeyi yürümenin bile zor olduğu yamaçkarı bisikletlerle tırmanıyoruz. Üstelik güneş tepemizde, başımızda kasklar. Bir süre sonra yerde birkaç bisiklet görünce Kemal ve ben bisikletlerimizi oraya bırakmaya karar verdik. Tam o zaman hiç ummadığım bir anda dün bizim kamp yaptığımız yerde ayrıldığımız Dinçer Dışbudakla karşılaşmamız hoş bir sürpriz oldu.

Dinçer bizim gelişimizi böyle görüntüledi.





Kilimli göl. Bu gölde daha sonra yüzdük.

Arkada görünen buzlu göl.



Kemal benim bu fotoğraflarımı çekerken kayaların arasından Elmas, Kaşif ve Kerem göründü. Her üçü ilede burada karşılaştık.




Sıcak ve samimi bir karşılaşma oldu. Elmas başlangıçta beni görmedi. Kemale İstanbuldan gelen guruptanmısın diye sordu. O da Bursadan geldiğini söyleyince o zaman diğer gurubun zirvesi yalan oldu dedi. Bende kendisine benim söylediğim hiçbir şey yalan olmaz, gideceğiz deyiysem gideriz, çıkacağım dediysek çıkarız dedim. Böylece tanıştık. Bana semtime yakın arkadaşları tanıyıp tanımadığımı sordu ama sorduğu kimseyi tanımadım. Önümüzde çok zor bir geçiş vardı. Elmas bisikletleri bırakma konusunda bizi dinlemeye Dinçeri büyük sözü dinlersen bırak diye ikna etti ve bıraktık.

Vadalaşıp ayrıldık. Onlar aşağı indi bizse yukarı çıktık. Kemal yine yoldan aldığı armutlardan iki yarım verdi. Armut susuzluğumu bir nebze olsun giderdi. İkinci yarım armutun çekirdek kısmını zirveye çıkana kadar çiğnedim. Susamamı engelledi.

30-40 metrelik Zor geçişi geçtikten sonra arazi şartları iyileşti hatta bisiklet sürülebilecek yerlerde vardı. Ben bunları düşünürken Dinçer dönüp bisikletini alacağını söyledi. Peki ama dikkatli geç dedim. Hayaline bu kadar yaklaşmışken bence de vazgeçilmemesi gerekirdi.

Zirve artık iyice yakınımızda.

Kemal pire gibi bir anda tepeye çıktı. 2543 metredeyiz.

Ardından ben.




Yolda aşıp geldiğimiz Karatepe.

Bisikletin üzerine binmiş gelen Dinçer gözüktü.




Zirveye ulaşması ile Dinçer show başladı. Hakkıydı tabi. Kendisine yol arkadaşlığı yaptığım için bende kendisi ile gururlandım. Bu arada benim yeni aldığım Samsung telefonun şarjı bitti. Ben şarjı bu kadar çabuk biten bir telefon görmedim. İphone a şarjı az gidiyor diyordum bu ondan kat kat daha kötü. Birdaha asla bu marka almam. Zaten yer yer çekmeyen telefon şimdi tamamen kapandı. Artık iletişimimde yoktu.




Birsüre zirvede oyalandıktan sonra dönüşe geçtik.


Bisikletlerimizi alıp göle gitmek için aşağı inmeye başladık. Arka freni hiç bırakmadan bisikleti iterek iniyordum. Tekrar bir gurup bisiklet ile karşılaştık. Kerem ve Dinçerin gurubundaki arkadaşların bisikletleriydi. Göle inerken tekrar yukarı çıkarmamak için bırakmışlar.


Kendileri ile yolda karşılaşıp selamlaştık. Ben zamanımız azaldığı için göle girmekten vaz geçtim . Göl kenarında bir çadırdakiler bize su ikram ettiler. Bardak bardak su içtik. Dinçer yemek yemek istediğini söyleyince sen yemek yiyene kadar bende yüzeyim dedim. Kemalle beraber göle girdik. Gölün uzunlamasına tarafına bir baştan diğer başa gidip geldim.





Ben geldiğimde Dinçer hala yemek yememişti. Mecburen bende yedim. Bu arada ikiside beni geç kalmadığımız, feribota yetişeceğim konusunda ikna etmeye çalışıyorlardı. Anlaşılan Bursalıların beni buradan yollamaya niyetleri yok.




Sonunda ben dayanamayıp yola çıktım. Siz gençsiniz nasılsa bana yetişirsiniz diyerekç Saatlerdir yavaş tempoda ilerlediğimizden yola benzer birşey görünce hız yaptım. Ve ön tekerin bir taşa takılması sonucu gidon yan döndü. Bir anda kendimi yerde buldum. Sağ dizim sıyrılmıştı, km sayacının kadranı kırılıp yeli kopmuştu. Tekrar binip yola çıktım ama bu olaydan sonra daha temkinli sürmeye başladım. Bir süre sonra Kemal ve Dinçer bana yetiştiler.


Yol bazen düzeliyor bazense çok zorlaşıyordu. Eşsiz manzaralar eşliğinde sürekli inerek yola devam ettik. Bu arada yolda dağdan sızan suyun oluşturduğu minik birikintide dizimi yıkadım.







Ağaçlar başladı. 1800 metre civarında olmamız lazım.


Önüme çıkan traktör geçmeme engel oldu. Benden çok daha yavaş ilerliyordu ve romörkü insan doluydu. Bir fırsatını bulup geçen Kemal gözden kayboldu. Fotoğraf çektiğinden geride kalan Dinçerin gelmesi ile yol isteyip traktörü geçtik. Bir süre sonra Dinçer durup fotoğraf çekmeye başladı. Çiçek fotoğrafı çektiğini düşündüm. Dağdan yola akan küçük bir suyu çekiyormuş. Göller bölgesinde doldurduğum mataram boşalmıştı. Su doldurup içtim. Buz gibiydi. Arada bir bu tür sularla karşılaştık, onların yola birikmesiyle olusan suların içinden geçtik.



Ağaç kesim alanına gelmiştik.


Yol boyunca gördüğümüz en gür akan suya geldik. Su yolda adeta küçük bir dere oluşturmuş aşağı akıyordu.



Bundan sonra artık fotoğraf çekmedim. Zamanım kısıtlıydı. Kestele inince yüzümüze çarpan sıcak yukarısının ne kadar serin olduğunu bize hatırlattı. Göller bölgesinden Garajlar ayrımına kadar hiç durmadan pedal çevirdik. Suyu bile giderken içtim. Garajlar kavşağında Kemal bizden ayrıldı. Koruparka geldiğimizde Dinçer nefis bir dondurma ısmarladı. 1 saat 20 dakika zamanım ve önümde 20 km yol vardı. Dinçer eve gidip babasının arabasını aldı ve beni feribota yetiştirdi. Çok güzel iki gün yaşadım. Belkide bir tur düzenlenipte katılımcıların ilerleyen zamanda yolda karşılaşıp tanıştığı, aynı güzergahı farklı guruplar halinde tamamladığı ilk turdur. Katılan ve isteyipte katılamayan tatlı dilli güler yüzlü tüm dostlara teşekkür ediyorum. Yolumuz mutlaka bir gün biryerlerde yeniden kesişecektir. Bir sözümde genç meslektaşım Volkan’a var. Şimdiye kadar en fazla 30 km lik tur yapıpta zorluk derecesi böylesine yüksek bir tura cesaret edip katıldığı için kendisini kutluyorum. Bu azimle kısa süre sonra çok daha iyi olacaktır.
Bizim hikayemiz burada bitiyor. Başlangıçta dedim ya herkesin ayrı bir hikayesi var diye. Diğerlerinin hikayesini bilemem.Biz üç kişinin yani Kemal, Dinçer ve benim geçişimiz biraz trans Uludağ geçişi oldu. Kabul ediyorum zirveye verdıktan sonra ileriye devam ederek dağı aşmadık ama az bir yürüyüş sonrası Kerem ve gurubuna rastladığımız noktaya inip ileriye doğru devam ettik.