14 Ocak 2011 Cuma

AKYAKA


27 Kasım 2010 Cumartesi
Hani ilk görüşte aşk vardır ya benim Akyaka sevdam da araba ile Akyaka’ya inerken gördüğüm bu güzellik ile başladı.







Genellikle ilk görüşte aşk gördüğünüze yaklaştıkça bir hayal kırıklığına neden olur. Pek o kadar da güzel değilmiş dersiniz.
 Bazen de fikirleriniz uyuşmadığından hayal kırıklığı yaşarsınız.


Ama bu sefer durum farklıydı. Bu öyle bir güzellikti ki yaklaştıkça bunu daha iyi görüyor, daha bir bağlanıyordunuz.
Hani bazı olaylar için anlatılmaz yaşanır derler ya işte bu da öyleydi. Akyaka anlatılmaz yaşanır. Fotoğraflar gözün gördüğü güzelliklerin tamamını görmenize olanak vermiyor.















İşte bu andan sonra anladım ki Akyaka ya sırılsıklam aşığım. Kopamam ondan. Her geçen dakika beni kendisine daha çok bağlıyor. Adeta içine çekiyor.


Çok işveli, çok cilveli. Tıpkı para karşılığı işini iyi yapan aşk kadınları gibi. Birlikte uzun süreli olmanızın mümkün olmadığınızı bilmenize karşın yinede bağlanırsınız ya ona. Bende işte böyle bağlandım Akyaka ya. Biliyorum uzun süreli burada olamam ama olsun bende cebi para gördükçe hep aynı kadının koynuna koşan yeni yetmeler gibi fırsat buldukça hep geleceğim buraya.




 Bu öyle duru bir güzellik ki her şey doğal ne bir boya ne ilave. Ter temiz, saf, berrak.
















































Hiç bir zaman beğendiğim bir şeyi başkalarına söylemedim, söyleyemedim çünkü öyle yetiştirildim annem tarafından. Yolda bir şey isteme ayıp, parmağınla gösterme ayıp dedi annem bana sürekli. Bende beğendiğim bir oyuncağı, yiyeceği, giysiyi söyleyemedim hiçbir zaman. Bu durum ileriki yaşantımda da devam etti. Aşkımı söyleyemedim yıllarca aşık olduğuma. Hiçbir zaman seni seviyorum diyemedim, içimden geldiği zaman ulu orta kalabalık içinde öpemedim sevdiğimi dudaklarından. Hala da söyleyemem aşık olsam sevdiğimi. Ama bu sefer itiraf ediyorum. Aşığım ve onu seviyorum. Herkes duysun aşkımı haykırmak istiyorum avazım çıktığınca bağırarak. “Ben Akyaka’ya aşığım ve onu çok seviyorum.’’