13 Ocak 2011 Perşembe

GPA 4 1. GÜN MUĞLA-AKYAKA

11 Ekim 2010 Pazartesi
Sabaha karşı bir ara uyku tulumunun içinde dişlerim birbirine vurmaya başladı. Şortla yatınca üşüdüm. Güya güneye geldik ama meğer Üniversitenin bulunduğu yer zamanında Muğlalıların yaylasıymış ve şehirle arada 3-4 derece ısı farkı varmış. Üşendiğimden eşorfmanımın altını giymedim. İyice büzülerek ısınmaya çalışarak sabahı yaptım. Daha düşük sıcaklıklarda iş gören bir uyku tulumuna ihtiyacım olduğu ortaya çıktı.

Uğur da kalktı.

Çadırından çıkan herkesin konuştuğu ortak konu gecenin soğuğu.
Çadırlar toplandı, eşyalar çuvallara dolduruldu.
Kahvaltımızı yaptık.

Tura başlamak için son hazırlıklarımızı yaptık.


Turun en küçük katılımcısı Ilgın. Anne ve babası ile birlikte Eskişehirden katılıyor.

Ilgın yer yer bizimle birlikte pedal bastı, yer yer de annesiyle birlikte arabalarında bizi takip etti.
Rektörlüğün önünde toplandık.


Eskişehirde tanıştığım Emrenin eşi Nihanla bir süre sohbet ettik.
Tura başlamaya hazırım.
Toplu bir fotoğraf çektirdik.
Mustafa Yiğit ile 2. Kez birlikte pedal basacağız.
Tur başlamadan önce engelli bisikletçiler bir gösteri yaptılar.
Sonunda heyecanla beklediğimiz tur başladı.
Muğla merkezinde bir tur attıktan sonra ana yoldan ayrılıp orman içine giden yola saptık.

Ormana girmeden de ilk molamızı verdik.


Gurup toplandıktan sonra ormana girdik. Yol zemini yer yer iri taşlı, gevşek ve kaygan. Henüz parkurun başlarında altımdan bisikletim kaydı gitti, ben ayakta kalmayı başardım.

Sonunda bir çıkışa geldik. Önümde duran arkadaş benimde durmama neden oldu ve bisikletin lastiği zemine tutunamadığından iterek çıkmak zorunda kaldım. Herkes aynı durumdaydı.

Uğurla çadır arkadaşım İlhan da geliyor.

Yeniden yola çıktık.
Bir süre sonra bir gölet kenarındaki asıl mola noktamıza geldik.
Nihanla yeniden sohbet ediyoruz. Eskişehiri ve Eskişehirde tanıştığım arkadaşları sordum.

GPA 4 ün neşe kaynağı Kevser elinde bir kavunla geldi.
Kalın bir dilimi afiyetle yedi.
Yarısını da paylaşmamız için bize verdi. Kavun çok nefisti. Akyakada ilk işim kavun almak olacak.
Yolcu yolunda gerek. Bozuk yolu arkamızda bırakıp asfalt yoldan öğle yemeğimizi yiyeceğimiz Ulaya doğru yola çıktık.


Az olan trafik akışı bizi Bodrum girişine kadar takip eden Jandarma trafik aracı ve motosikletleri tarafından trafiğe kapatıldığından çok keyifli ve güvenli bir sürüş yaptık.

Uğur ile birbirimizin fotoğrafını çekerek ilerliyoruz.
Bir toplanma molası verildi. Ula çok ucuz 2 pide 2 colaya 6 TL ödedik. Sodaya ise 35 kuruş. İnanılır gibi değil. Ulada deniz olsa hiç düşünmeden yerleşirdim.

Uladan sonra Akyakaya doğru bir anda kendimi jandarmanın aracını takip eden gurubun içinde yüksek bir tempo ile giderken buldum. Akyakaya girişteki rampada öndeki 2 kişi arayı iyice açıp girişten sonraki inişte gözden kayboldular. Biz 2 kişi orman kampına geldiğimizde ne önümüzdeki 2 kişi vardı ne de jandarmanın aracı. Bir an için yanlış mı geldik diye tereddüt ettik. Sonradan gelenlerin artması ile rahat nefes aldık.

Gurubun sonuda kamp alanına geldiğinde eşyaları taşıyan araçlarda geldi. Çadırları kurup denize girdikten sonra yemeğe Akyakanın içine gittik.
Dün buraya geldiğimizde çay içtiğimiz yerde bu gün yemek veriliyor. Yemek balık ekmek ve içecekten oluşuyor. Bu kadar yiyecekle doymadığımızdan Canerinde katılması ile dün azmak kenarında balık ekmek yediğimiz tekneye gidip yeniden balık ekmek yedik.
Yemekten sonra çay sefasındayız.