10 Haziran 2011 Cuma

ADANA TURUNU BEKLERKEN

Geçen yıl Kasım ayında mert ile birlikte yaptığımız Muğla Antalya turundan yeni dönmüştüm ve uzun kış gecelerinin birisinde yeni planlar yapmaya başladım. 2007 yılından beri Üniversite arkadaşlarımla her yıl bir yerde buluşuyoruz. Geçen yıl Kuşadasında yapılan toplantıya bisiklet ile gitmeye karar vermiş ama tur tarihinin Dünya Kupası ile çakıştığını fark edince vazgeçmiştim.
Bu yılki toplantı Mersinde, Mersin'e pek ala bisikletim ile gidebilirdim. Bu fikrimi o zaman turu Antalyadan Mersin'e yapayım bir anlamda geçen yılki turun devamı olsun dedim.
Peki Antalyaya nasıl gidecektim? Ege kıyısını takip etsem yol çok uzayacaktı ve benim o kadar uzun zamanım yoktu. Bu tur bir anlamda geçen yıl yine Mertle gittiğimiz Yalova Eskişehir turunun devamı olsun diye düşündüm ve turu Mudanyadan başlatmaya karar verdim.

5 Haziran 2011 Pazar

SUUÇTU ŞELALESİ VE ÇATALDAĞI

28 Mayıs 2011 Cumartesi
Mustafakemalpaşadan Ahmet Centeli uzun zamandır beni bisiklet turuna davet ediyordu. Havanın hala ısınmadığı bir bahar günü bu davete bir tur düzenleyerek katılmaya karar verdim. Duyuruyu 1 ay öncesinden yaparak bu turda bir gece kalacağımızdan katılmak isteyenlere eksik malzemelerini temin etmeleri için süre vermiş oldum. Sonunda kararlaştırdığımız gün yaklaştı. Benim dışımda Uğur, Erdal, Murat, Aydın, Ali, Sezer, Kemal katılmak için biletlerini aldılar. Daha sonra Atakan da katılmaya karar verdi ve son gece son anda Fatihte tura dahil oldu.

1 Haziran 2011 Çarşamba

ŞİLE - İSTANBUL

22 Mayıs 2011 Pazar
Bu gün turumuzun son günü. Sabah güneşin ışıklarının çadırın içine vurması ile uyandım. Bir süre uyku tulumumun içinde yuvarlandıktan sonra kalktım. Saat 06:45. Dışarıda turun başladığından beri ilk kez bizi sımsıcak gülümsemesi ile karşılıyor. Dün gece geç saatte geldiğimiz için ayrıntılı bir şekilde göremediğim çevreyi gözlemlemek için dolaşmaya çıktım. Kemal için erken bir saat olduğundan uyuyor. Birde tabi ben yattığımda Kemal oturuyordu.

31 Mayıs 2011 Salı

KERPE - ŞİLE

21 Mayıs 2011 Cumartesi
Gece boyunca her uyanışımda ağaçlarda öyle böyle değil, makara çekerek öten kuşların sesiyle bir süre uyuyamadım. Sabah 06:45 te kalktım. Hava yine bulutluydu ama yağış yoktu. Dün geldiğimizde çadırı kurup yemeği hazırlayana kadar hava karardığından ayrıntılı göremediğim etrafı kolaçan etmeye çıktım.
Kimden Kerpe - Şile

26 Mayıs 2011 Perşembe

AKÇAKOCA - KERPE


20 Mayıs 2011 Cuma
Gece 23:30 da yattık ama uyumak ne mümkün üst terasta çadır kuran İngiliz olduklarını düşündüğüm tipler çok gürültü yapıyorlar. Özellikle bir kadının sesi çok çıkıyor. Kadın adeta otomatiğe bağlanmışçasına nefes almadan konuşuyor, diğer 2 kişiye hiç konuşma şansı vermiyor. Az sonra yağmur başladı. Artık bu yağmurda oturamazlar çadırlarına girer uyurlar diye düşündüm. Sonrasını anımsamıyorum.
Sabah uyandığımda çadırın içi loştu buda havanın bulutlu olduğu anlamına geliyordu. Kalksam mı acaba diye düşünürken dışarıdan gelen horlama sesi ile Kemal’in hala uyuduğuna hükmettim. Yağmurun sesi duyulmuyordu. Aslında yağmurun yağmasını istiyordum. Yağışta yola çıkmayıp 1 gün daha burada kalabilir ve yola çıkarken gitmeyi düşündüğüm Aktaş şelalesi ile Fakıllı mağarasına gidebilirdim.
06:15 te yatmaya daha fazla dayanamayarak kalktım. Yatak keyfini hiç sevemedim. Uyandığımda kalkmalıyım. Yatakta geçen zamanı kayıp olarak kabul ediyorum. Çadırın içi nemli. Uyku tulumumun ayakucu ve baş tarafındaki kapşon ıslanmış ama çadırda su yok. Ya tepedeki havalandırmayı açmadığım için nefesimden çıkan su buharı yoğuştu yada tulumun çadıra dokunan noktaları su çekti ama işin ilginci çadır 2 kat. 

24 Mayıs 2011 Salı

SAKARYA - AKÇAKOCA

19 Mayıs 2011 Perşembe
Her şey soğuk bir kış günü ocak ayında internette gezinirken başladı. Bir derede gördüğüm sandal fotoğrafı ilgimi çekti ve konuyu okuyunca Melen Çayı olduğunu öğrendim. Tamam dedim buraya mutlaka gitmeli ve Melenle birlikte Karadenize kavuşmalıyım. Haritayı açıp incelediğimde madem buralara kadar gidiyorum bu turda Akçakoca’ya gidip Karadeniz kıyısını batı yönde takip ederek İstanbul’a döneyim dedim.
Bu arada başlangıç yeri olarak Düzce’yi seçtim. Düzce’ye kadar otobüs ile gidip sonrasında pedal çevirebilirdim. 9 Ocak günü harita hazırlamaya koyuldum. Bu iş için takvimde uygun bir tarih ararken 19 Mayısın uygun olacağına karar verdim. Belki bu sefer yanıma bir yol arkadaşı da bulabilirdim.
Sağda solda gevezelik yaparken tur planlarımdan söz etmiştim. Kemal kabul edersen ben de gelmek istiyorum deyince memnuniyetle dedim.

15 Mayıs 2011 Pazar

SİLİVRİDE BAHARI KARŞILADIK


15 Mayıs 2011 Pazar
Bir süredir sevgili Kemal’in isteğini yerine getirmek için Silivriye gitmek istiyorduk ama hava şartları nedeniyle birkaç kez erteledik. Uğurla son kez Şubat ayında yaptığımız Silivri turunda Büyükçekmecenin ayazı ile hasta olmuş ve uzun süre iyileşememiştim.
Aslında 2 haftadır yine hastayım. Nasil bir gripse bu önce annemde başladı, sonra bende ve şimdi ben hala öksürürken eşim hastalandı. Bir eve girdimi bütün ahalinin kapısını çalıyor mutlaka.
Hafta içi Cumartesi havanın iyi olacağını öğrenen Uğur arayıp abi bir yerlere gidelim dedi. Ben de artık evde oturmaktan sıkıldım. Tamam dedim Büyükçekmeceye gidip gölün çevresini dolaşıp piknik yapalım. Bu arada aklıma kemal geldi. Planımızı Kemale söyleyince yine Silivri merakını dile getirince rotayı Silivriye çevirdik. Cuma günü Mimarsinanda oturan sevgili dostum diğer Uğur’u arayıp planımızı söyledim. Ankaradan dönüyormuş akşam ben sana haber veririm dedi.