27 Nisan 2012 Cuma

KIYIKÖY - İSTANBUL

27 Nisan 2012 Cuma
Bu gece düne göre daha sıcak. Kapüşonumu örtmeden ve kollarımı tulumun içine sokmadan uyuyabildim. Atilla bu gece kamp sahibinden battaniye bulunca Muratta uyku tulumunu kullanabildi. Uyandım ama canım kalkmak istemiyor havanın biraz daha ısınmasını bekliyorum. Dışarıda gürültü arttı. Kalkıp uyku tulumumu katlayıp matımın ve yastığımın havasını boşaltırken Sezer seslendi. Kaktım dedim. Dışarı çıktığımda herkes kalkmış çadırlarını ve eşyalarını toplamak için hummalı bir çalışmaya girişmişti. Tuncer, Özcan, İsmail ve İlker yağmurda geldiklerinden kampın çadırında kalmışlar onun için sadece eşyalarını topluyorlar. Hızlı bir şekilde hazırlanıp kampı terk ettik.



Bu gün yolumuz uzun 160 km civarında pedal çevireceğim. Sezer ve Kemal 15-20 km daha fazla pedal çevirecekler.




Find more Mtn Biking in


Köprü üzerinde toplu bir Kıyıköy hatırası fotoğrafı çektirdik.




Önümüzde dik bir yokuş vardı. Sabah sabah hiç ısınmadan yokuş çıkmak pek hoş bir şey değil. Bu gün Güngörmez köyüne kadar yokuşlarla haşır neşir olarak Saraya ulaşacağız.


Kıyıköyde kahvaltı için börekçiye girdik.


Kahvaltıdan sonra guruplar halinde yola çıktık.



Dün Batı Kuzeybatı yönünde esen rüzgar yer yer önümüzden esiyordu. Bu gün rüzgar güneyden esiyor ve yine rüzgara karşı sürüyoruz, üstelik bu gün rüzgar daha sert esiyor. E5 karayonuna çıkana kadar rüzgarla da mücadele edeceğiz. Önce Lahana bayırını sonrasında ise Güngörmez ile Aksicim kavşağı arasında 2 tırmanış yaptık. Bundan sonraki çıkışların hiç biri bu kadar uzun ve dik olmayacak, Devebağırtan hariç.


Güngörmez köyüne geldiğimizde ilkokulda 23 Nisan törenleri vardı. Trakyada 23 Nisan'ın daha bir coşku ile kutlandığına tanık oldum. Eşyalarımı bırakmak için arkadaşıma uğradığımda Atilla ile Kemal yola devam ettiler. Saray girişindeki benzincide buluşacağız.



Benzinciye geldiğimde arkadakiler henüz gelmemişlerdi. Az sonra Sezer geldi. Dönüş yolu olarak Çerkezköy Silivri güzergahını seçmemizin daha iyi olacağını söyledim. Yolda daha yoğun bir trafikle karşılaşacaktık ama daha çok kullanılan bir yol olduğundan hem asfalt kalitesinin daha iyi, hem de eğimlerin daha yumuşak olacaktı. Böylece dönüş rotamızda belirlendi. Diğerleri nerede kaldılar diye merak ederken Tuncer telefon etti. Sarayın içindeymişler. Buluşup parkın içindeki çay bahçesine gittik.



Çay ve sohbetten sonra yeniden yola koyulduk.



Çorlulu arkadaşlarımızdan ayrılacağımız kavşağa kadar toplu halde kopmadan geldik.



Arkadaşlarımızı yeniden bir araya gelebilmek temennisi ile uğurladık.


Bundan sonra herkesin belirlediği tempoda gitmesini ilk toplanma noktamızın Çerkezköy, ikinci toplanma noktamızın da E5 e bağlanacağımız Kınalıköprü olmasını kararlaştırdık. Çerkezköye kadar Atilla, ben, Sezer ve Kemal birlikte gittik. Sele borusuna bağlanan bagajı ile sorun yaşayan Murat geride kaldı. Çerkezköy kavşağını geçtikten sonraki benzinciye girip bir yandan Muratı beklerken bir yandan müessesenin ikramı olan kahve içtik. Muratın gelmesinden bir süre sonra yeniden yoldaydık. Bu bölümde arkama bakmadan belirlediğim bir tempoda pedal çevirmeye başladım. Otoban girişini geçince yol daraldı ve bakımsız bir hal aldı ama trafikte azaldı.


Güngörmezden itibaren E5 e kadar sürekli iniyorduk. Arada bir yokuş çıksak ta bunlar önemsenecek gibi değildiler. Eğer geldiğimiz yoldan gitseydik sürekli inip çıkan yolda çok yıpranacaktık. Kanola tarlalarının yanında mutlaka buğday tarlaları var. Bunun mutlaka bir sebebi vardır ama beni yeşille sarının uyumu ve görsel şöleni ilgilendiriyor şu anda.




Nihayet uzaktan deniz göründü. E5 e ulaşmama az kaldı.



E5 e çıkınca emniyet şeridinde beklemeye başladım. yarım saat kadar sonra Sezer ve Kemal göründüler.





Yolda Muratın fren teli kopmuş, Sezer yanında taşıdığı yedek teli vermiş, Sezer buluşma noktasına yaklaşırken tansiyonu düşünce ciddi problem yaşamış 2 soda ile biraz kendine gelmiş. Soda bana da iyi geliyor. 2 tane limonlu soda içtip biraz dinlendiğimde yeniden güçleniyorum. Benim gelişimden yaklaşık 1 saat sonra Murat ile Atilla da geldiler. Karnımız iyice acıkmıştı. Bir an önce yemeğimizi yemek için Silivriye hareket ettik.


Yemekte Murat yola otobüsle devam etmeye karar verdi.


Muratı otobüse bindirdikten sonra Silivri rampasını çıkıp Muratsuyuna döğru bisikletlerimizi aşağı saldık. Önümüzde 4 çıkış kaldı.


Çok iyi bir tempo yakalamıştık ve yüklü olmalarına rağmen Sezer ile Kemal iyi basıyor, kopmuyorlardı.


Kumburgaza geldiğimizde kısa bir su molası verip yola devam ettik. Bu molada Devebağırtanda olacak kopmalar nedeni ile yokuş sonundaki ilk benzincide buluşmayı kararlaştırdık. Bütün gayretimiz hava kararmadan E5 ten kurtulabilmek için.


Kararlaştırdığımız gibi benzincide buluştuk.



Haramidere rampasını inip Ambarlıya saptık. Artık deniz seviyesinde gideceğiz.


Avcılar ve Florya sahilini takip edip Bakırköye geldiğimizde sahil yolu oldukça yoğundu. Burada farkında olmadan ve geçmemizi engelemek için özellikle sağa yanaşan araçlar yüzünde zorluk yaşayınca iki şerit arasındaki boşluktan giderek eski kum iskelelerinin önünden bisiklet yoluna girdik. Artık turu tamamlamış sayılırdık.




Yedikule trafik ışıklarında Kadıköye geçecek olan Sezer ve Kemalden ayrıldık. Atilla Topkapıya doğru pedal çevirmeye devam etti, ben zaten evime gelmiştim.
Bu gün katettiğim yol.


Pedal çevirme sürem.


Ortalama hızım.


En yüksek hızım.


Geçen yılki formumdan uzak olsam da yinede durumum fena değil. Kısa sürede toparlanacağımı umuyorum. En azından hala bir günde 160 km, üç günde 320 km basabilecek gücüm var. Tura katılan tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.