16 Eylül 2011 Cuma

TRANS KAÇKAR 9. GÜN AYDER - HOPA

04 Eylül 2011 Pazar Bildiğiniz gibi dün Aydere inerek transı gerçekleştirdik ama bundan sonraki günlerde bu tur kapsamında olduğundan başlığı Trans Kaçkar olarak devam ettireceğim. Sabah uyandığımda gökyüzü pırıl pırıldı ve 2 gün sonra güneşin yüzünü yeniden görüyordum. Dün tur planımızda değişiklik yaparak Zilkale, Mençuna şelalesi, Borçka ve Karagölü programdan çıkarmıştım. Güneşi görünce eğer hava böyle olursa en azından Zilkaleye gideriz diye düşündüm. Kahvaltımızı yaptıktan sonra acele etmeden giyinmeye ve hazırlanmaya başladık. Günlerdir devam eden sis yine dağların tepelerini kapladı. Telefonumdaki hava durumu programı Ayder i 11:00 de yağmur yağmayacak diye gösteriyordu. Hazırlıklardan sonra dışarı çıkıp bisikletlerimizi yükledik. Ardeşende tur planımızdaki değişiklik nedeni ile Erhan bizden ayrılıp Rize’ye gidecek. Uğurla ben ise Hopaya gidip uçak günümüzü bekleyeceğiz. Kuşpuninin önünde arkadaşlarımla tur konusundaki görüşlerini öğrenmek için birer röportaj yaptım. Önce Erhanın görüşleri.
Uğurun görüşleri. Ve benim görüşlerim. Uğur hala Yukarı Çaymakçurun üstünde konakladığımız günden kaybolduk diye söz ediyor. Oysa şu bir gerçek ki sis ve yağmur olmasaydı da bizim orada konaklamamız gerekiyormuş. Hava açık olsa Yukarı Çaymakçuru görüp inmeye çalışacak ve karanlığa kalabilecektik. Kamp yerimizden Çaymakçura inmemiz 3 saat sürdü. Konakladığımızda saat 16:00 idi ve inişimiz 19:00 u bulacaktı bu da o bölgede havanın karardığı saat. Ayrıca Kaçkara doğru yazımı incelerseniz orada Karadeniz gölünden Aydere Kavrun veya Çaymakçur üzerinden ulaşacağız buna arkadaşlarla birlikte karar vereceğiz demiştim. Benim arzum Kavrun üzerinden inmekti. Program Uğurun yanında vardı ve günlük olarak programı takip ediyordu. O gün gerek Uğurun yorulması, Gerekse sis ve yağmurun atıştırması nedeni ile kısa yoldan inmeyi tercih edip Çaymakçur patikasına saptım. Yeniden gün içinde yaşadıklarımıza dönelim. Röportajlardan sonra yola çıktık. Hani ölmeden önce yapılması gereken 100 şey diye bir liste sıralarlar ya. Bir bisiklet sever için bu maddelerden birisi mutlaka Ayderden bisiklet ile inmek olmalı. Sabahın tenhalığındaki yolda kendimizi yokuş aşağı bıraktık ama birkaç yüz metre sonra durup rüzgarlığımı giymek zorunda kaldım. Rüzgar insanı üşütüyordu. Tekrar devam ettik. Bu iniş bana müthiş zevk verdi. Uludağdan da indim ve oda çok zevkli ama oradaki sık dönemeçler ve araçlar yüzünden kontrolü kaybetmemek için fren yapmak zorunda kalıyorsunuz. Az sonra yolun solundaki tesis ve arkasındaki şelaleyi görünce fotoğraf çekmek için durdum.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Hepimizin yüzü şişmiş.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Sis nedeni ile Zilkaleyi yeniden programdan çıkardım. Zilkalede sisten bir şey göremeyecektik.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Yol üzerindeki bu köprü geçen herkesin ilgisini çeker ve hemen herkesin burada bir pozu vardır.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Deli akıyor dere.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Uğur ve Erhan köprünün üzerinde.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Birde yakından bakalım.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Sıra bende.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Bisikleti ile köprüye çıkan Erhan inerken hafif bir setin üzerinden atladı ve bingo. Erhanın bagajı sele borusuna bağlandığı kelepçeden kırılıp yere düştü. İyiki bu durum dağda başımıza gelmedi. Erhanın uyku tulumunu ve kalan yiyecekleri ben aldım, çadırını sırt çantasına koydu, yola devam ettik. Başlayan yağmur nedeni ile yağmurluklarımızı giyip hızlarımızı azalttık. Çamlıhemsine geldik.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Çamlıhemşinde Uğur abi alıp başını gitme beraber inelim dedi. Tamam dedim ve Önden sen git dedim ama yola çıktıktan sonra nasıl oldu anlamadım bir süre sonra yokuş aşağı bisikletim hızlandı ve Uğurun önüne geçtim. Arkama baktığımda Uğur ve Erhan yoktu, durup beklemeye başladım.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Telefon çaldı, arayan Uğurdu. Lastiğim patladı benzinciye girdik dedi. Tamam bende durdum sizi bekliyorum dedim. Bir süre sonra Uğur yeniden aradı. Yedek iç lastiğin var mı diye sordu. Var dedim. İnce sibop mu dedi. Hayır dedim. Lastiğim yine sibobun dibinden kaçırıyor yama da tutmuyor deyince geliyorum deyip geri döndüm. Uğur iç lastik elinde bekliyordu. Yamanın ortasını delip sibobun üzerine geçirip yapıştırmış ama başarılı olamamış. Jantın deliğini büyütmekten başka çare yok sen dış lastiği çıkar birimiz Çamlıhemşine gidip bir demircide jantın sibop deliğini büyüttürelim dedim. Eğe olsa aslında burada da yaparız dedi Uğur. Bu kadar ince eğeyi nereden bulacaksın üstelik yuvarlak olması lazım dedim. Uğur henüz inşaatı tamamlanmamış benzin istasyonunda çalışan inşaat işçilerine eğe sordu, arkadaş biraz sonra Uğura eğeyi bulup getirdi. Üstelik yuvarlak eğe. Uğur deliği eğe ile büyütüp benim verdiğim lastiği takıp şişirdi ve yola çıktık. Böylece tur bisikletçileri için gerekli malzemeler listesine yuvarlak eğede girmiş oldu. Yağmur hızını arttırdı ama biz devam edip Ardeşen kavşağına geldik. Burada Erhan bizden ayrılıp Rizeye doğru yöneldi biz ise Ardeşene doğru devam ettik. Kavşağı henüz geçmiştik ki yağmur bardaktan boşanırcasına yağmaya başladı. Uğurla kendimizi soldaki Petrol Ofisi istasyonuna dar atik. Ayakkabılarımın içi yine su doldu. Bisküvi alıp istasyonun ikramı olan çaylarımızı çay makinesinden doldurmuştuk ki Erhan da geldi. Yağmur başlayınca geri dönmüş. Telefonuma göre yağmur 15:00 te duracak, Hopada ise 17:00 de başlayacak. Başladık beklemeye. Uğura acaba burada bir otele mi yerleşsek nasıl olsa Hopaya gidince de bekleyeceğiz dedim. Bir otele gidelim diyoruz bir devam edelim diyoruz. Kararsız kaldık ama otele gitmek içinde yağmurun durması lazım. Bu havada evden kovulan dışarı çıkmaz. Aslında keyfimiz iyi. Çayları peş peşe içiyoruz. Rizede şu anda yağmur yok dedim ve bana güvenen Erhan yağmur biraz hafifleyince yola çıktı. Biz yağmur tamamen durmadan gitmemekte kararlıyız ama ayaklarım üşümeye başladı. 2,5 saatlik bekleyişin ardından 15:00 te yola çıktık. Elin Amerikalısı oturduğu yerden burada yağmurun kaçta başlayıp kaçta duracağını söylüyor. Önümüzde 46 km yol var ve yağmura yakalanmamak için 17:00 ye kadar Hopada olmamız lazım. Ortalama 23 km hızla gitmemiz lazım dedim Uğura. Tabi mola vermemek şartı ile. Yağmur hafif çiselediğinden ve yerden sıçrayan sular nedeniyle yağmurluğum ve yağmur pantalonum üzerimde.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Ardeşenden çıktık, Fındıklıya doğru gidiyoruz.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Bende km saati olmadığından arada bir Uğura hızımızı soruyorum. Fındıklıya da ulaştık.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Emniyet şeridindeki kırık şişe parçalarından kaçamayınca arka lastiğim patladı. Lastiği yedeği ile değiştirip devam ettik. Arkamızda şimşekler çakıp gök gürlerken Arhaviye geldik. Uğur bittim diyor, ne acelemiz var fazla kasmayalım diyorum ama basmayada devam ediyorum. Uğurda maşallah Allah ne verdiyse basıyor. Bitmiş hali buysa bitmemiş hali ne olurdu. Benim basmamın nedeni yağmura yakalanmamak.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Fotoğraf çekiminden sonra ben ellerimi yıkamak ve mataramı doldurmak için yol kenarındaki çeşmeye girdim. Uğur benzin istasyonu umudu ile devam etti. Yorgunluğunu gidermek için Powerade içmek istiyor. İşimi hallettikten sonra Arhavinin içine girdim Uğuru göremedim. Telefonlaştık. O sahilden devam etmiş, ben içindeydim. Bir büfen Powerade alıp içti ve yeniden yola çıktık. Sahil yoluna çıkmak yerine eski yoldan devam ettim. Az sonra karşımıza bir yokuş çıktığını gören Uğur arkamdan seslendi abi geri dönelim yanlış gidiyoruz diye. Devam et sahil yoluna bağlanacağız hem görelim bakalım içtiğinin bir faydası oldu mu, sen Kaçkarı geçmiş adamsın bu yokuş sana ne yapacak dedim. İlerde bir tünele girdik ki zifiri karanlık gelen giden olmadığından tüneli ortalayıp geçtik. Allahtan kısaydı. Beklenen yağmur biz Hopaya girmeden başladı. Bardaktan boşanırcasına yağıyor. Ayakkabılarım bir kez daha su doldu. Hopaya ulaştık.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Sorup öğretmen evini bulduk. Uğur abi senin kılığın kıyafetin daha düzgün yer olup olmadığını sen sor dedi. Saç sakal birbirine karışmış ve üstümden sular süzülürken nasıl kılık kıyafetim daha düzgün oluyor anlamadım. Yer varmış geceliği 30 TL den Öğretmen Evine yerleştik. Yağmur pantolonu ve montuna rağmen ıslanmamış iğne ucu kadar yerim kalmamıştı ama bu sefer yağmurdan değil terden. Demek ki yağmurda ıslanmamanın çaresi yok. Üstümüzdekileri ve dağda ıslananları perde kornişleri dahil aklımıza gelen her yere astık.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Islak ayakkabılarla hala yağan yağmurda dışarı çıkmamak için akşam yemeğini Öğretmen Evinin büfesinden yedik. Çorba, köfte, pilav, salata ve içecek için 16 TL ödedik. Uğurla hem masraflarımızı azaltmak hem de elimizde kalanları tüketmek için akşamları otelde yemek yapmaya karar verdik. Menü her zaman olduğu gibi çorba ve makarna. Makarnaya koyacağımız yağı sabah kahvaltısında verilen küçük tereyağlardan temin ettik..
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Yağmur 5 Eylül günü 16:00 da durunca ayaklarıma poşet giyip sonra ayakkabılarımı giyerek Hopayı dolaşmaya çıktık. Önce Yurtiçi kargonun Hopa şubesine gidip Erzurumdan yolladığım bisiklet çantamı aldık. Sonra sahil den Hopaya doğru yürüdük. Hopada çarpık yapılaşma hakim. Deniz kenarından geçen Doğu Karadeniz oto yolunun hemen yanına dikilen devasa binalar görüntüyü bozuyor. Bu binaların çoğu ya tamamlanmamış yada bittiği halde sıvanmamış. Bu bina gibi alt kısmı tamamlanıp üstü tamamlanmadan bırakılmış ilginç örneklerde var.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Yağmur durdu ama hava bulutlu yağdı yağacak.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Hopada gün denize batıyor, izlemesi çok güzel oluyor. Bende bu fırsatı kaçırmayıp kompakt makinemin manuel ayarları ile değişik görüntüler yakalama gayretine girdim.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Avdan dönen balıkçı teknesini martılar takip ediyor. Bu görüntü her zaman ilgimi çeker ve hep çekmek isterim. Üşenmeyip bir sabah Kumkapı balık halinin girişine gidip beklemem lazım. Uğura bu görüntüyü çekmek istediğimi söyledim. Abi çok uzak çekemezsin dedi. İşte sonuç ne dersin Uğurcuğum çekebilmiş miyim?
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Hopa’ya karşı taraftan gelmiştik. Uğurla o anı ve yağmuru anımsayıp ne gündü ama diyoruz. Bu arada nemli olan uzun taytım üzerimde kurudu.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Borçka ve Artvin karşı dağların ardında.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Balıkçı teknesi güneşin denizdeki yansımasının içine girdi.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Artık güneş batmak üzere, gölgeler iyice uzadı.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Birde panoramik çekeyim.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Hopa deresinin yanında Gürcü pazarı var. Gürcistandan kadınlar her gün gelip meyve, fındık, maden suyu gibi malları burada satıyor ve akşam ülkelerine dönüyorlar.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Yemeği dışarıda yedik. Döndüğümde çoraplarım bu sefer terden ıslanmıştı. Gece yine başlayan yağmur 6 Eylül günü sabah 11:00 ine kadar devam etti. Öğleden sonra yağmur durunca dışarı çıkalım dedik. Hazırlanırken bozuk para kesemin olmadığını fark ettim. Kese ve içindeki paraların bir önemi yoktu ama Turun başlangıcından zirveden inerken sallanarak zor yürüdüğüm videoya kadar bütün görüntülerin olduğu hafıza kartı içindeydi. Odayı ve çantamı defalarca aradım yok Allah yok. Acaba çöp poşetine mi düştü diye kat görevlisinin odamızı temizlerken aldığı çöp poşetini bulup karıştırdım ama yoktu. Moralim çok bozuldu. Aklıma dün akşam Öğretmen Evinin hemen altındaki bayiden Süper Loto oynayıp kesemden 1 TL aldığım aklıma geldi. Keseyi ya bayide unutmuştum ya da yolda düşürmüştüm. Dışarı çıktığımızda bayiye uğradım, keseyi orada unutmuşum bulduğuma çok sevindim. Tur anlatımı kurtulmuştu. Hafıza kartını bulamasam o bölümü sadece roman gibi okumak zorunda kalacaktınız veya Erhan’ın çektiği fotoğrafları bekleyecektim. Dün Gürcü pazarında şişe içinde sıvı satıldığını görmüştüm Uğura onlar herhalde Gürcü şarabıydı, eğer fiyatı makulse ben bir tane alıp tadacağım dedim. Pazara gittik. Şişeye yakından bakınca bunun doğal maden suyu olduğunu gördüm. 1 lt lik şişeyi 2 TL ye satıyorlardı bir tane aldım. Uğurda kilosu 4 TL den fındık aldı. Fındık yeni mahsul yaş fındıktı ama Değirmenderenin uzun yaş fındığına alışan bizlere garip geldi, hoş Değirmendere fındığını 4 TL ye alamazdık o da ayrı bir konu. Sahile inip kendimizi ödüllendirdik.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Gürcü maden suyu.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Uğurun yüzündeki şişlik inmiş, normale dönmüş.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Odamızdan gün batımının görünümü.
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Kimden 04 Eylül 2011 Ayder Hopa
Trans Kaçkar bisiklet turumuzu Hopaya ulaşarak sonlandırmış olduk. Buraya kadar geçtiğimiz yerleri bir klip ile anımsamaya ne dersiniz? Fon müziği Volkan Aslanın Kalde albümünde söylediği Sevdaluk adlı parçadır. Yarın 7 Eylül ve Hopa’da son günümüz, havada açtı Uğura önce Sarp sınır kapısına gidelim, sonra dönüp Arhavideki Mençuna şelalesine gidelim dedim. Kabul etti. 2 günlük aranın ardından yeniden bisiklete bineceğiz.